Archive for 15 Aug 2006

h1

Good Morning

Ağustos 15, 2006

good morning

Good morning kiddo, how you been?

Good morning kiddo, is love within?

I see your face every where.

I see your beautiful smile.

Do you always smile kindly?

I see your eyes gentle through.

They are not blue but captured me through.

Good morning kiddo, how you been?

Good morning kiddo, is love within?

Good morning kiddo, to you this poem.

I wrote it from the heart.

I’ll say it from the start.

Good morning kiddo, how you been?

Good morning kiddo, is love within?

h1

Marifet

Ağustos 15, 2006

marifet

Gündüzleri yıldızları görmek marifet,

Geceleri güneşi.

Aşık olmak marifet değil,

Ömür boyu sevmek marifet..

h1

Sahipsiz Mektup

Ağustos 15, 2006

sahipsiz mektup

Ne kadar da dirilticidir söz! Ve ne kadar da öldürücü! Birbirimizi sözlerimizin ucunda inşa eder yahut yıkarız. Dilin ucundan damağın kıyısından öylesine yalpa alıp savrulan bir söz, kalbin odacıklarında yangınlar çıkarır, ruhun sığındığı coğrafyayı tarümar eder. Onarılmaz bir yıkımdır sözün çarptığı yerde yaşanan. Deva bulmaz bir yâredir dilin vurduğu demde açılan. Bir o kadar da sağaltıcıdır söz; adı konmamış bir iksir gibi, kolay kolay bulunmaz eşsiz bir deva gibi vurduğu yerde güller açtırır, vardığı yere baharlar indirir.

Söz denizinin kıyılarında dolaşıyoruz her birimiz. Onun medcezirlerinden yüreğimize enginlikler devşiriyoruz her daim. Bir düşünün, söz olmasaydı, ne kadar uzak kalırdık birbirimize. Öylesine ıssız kalırdı ki sözün değmediği yer; boş yere nabzımızı doldurmaya çalışırdı yüreğimiz. Öylesine soğuk olurdu ki sözün sıcağının dokunmadığı yer; buzlar adını kaybeder, üşümek kendine sığınacak yer bulamaz, paltosuz kalırdı.

Sessizce olup bitmiş olay. Öylesine sessizce olup bitmiş ki yıllar sonra fark edilmiş suskunluğu. Bunca yıl köşesine büzülüp kaldığı halde bağırıp çağırmaya, sesini yükseltmeye tenezzül etmiyormuş yine de. Öylesine vakurmuş işte.. Gazeteler, radyolar, televizyonlar seslendirmese yine sesi çıkmayacakmış. Haberlere göre, İngiltere’de, 3 Mart 1950 tarihinde postaya verilen bir mektup tam 56 yıl sonra adresine ulaşmış. Gwen isimli bir kadın George adlı bir erkeğe el yazısıyla şunları yazmış: “George, önümüzdeki hafta Monty’de buluşalım. Saat 2 senin için uygun mu? Sevgiler…” Mektup 90 kilometre ötedeki Cambridge kentinden postalanmış, ancak zarf üzerinde yazılı Trinity College adresine ancak geçtiğimiz günlerde, yani tam 56 yıl sonra ulaşmış…

Bir sevgi sözünün 56 yıldır boşlukta salınıp sahipsiz kalması, başını duvardan duvara vurarak dolaşması ne kadar acı değil mi? Kim bilir, ne söyleyeni kaldı ne de söyleneni. Yürekten yükselen bir sevgi sözünü görmeyen, duymayan, fark etmeyen ne kadar uzağa savurmaktadır yüreğini, ne derin ve dipsiz kuyulara atmaktadır kendini. Adresini şaşırmış mektuplar gibi sahipsiz ve muhatapsız mı bırakıyorsunuz sevgileri? Kıymetini bilin size söylenenlerin. Kıyılarında kimsenin olmadığı denizler gibi kendi kendine çırpınıp duruyor mu size yönelmiş sevgi sözleri? Kimsesiz mi bıraktınız sözleri? Kıyılarından çekildiniz mi aşkın?

Senai Demirci

h1

İki Asker ve Bir Mahkum

Ağustos 15, 2006

iki  asker ve bir mahkum

İki asker hapisten aldıkları mahkumu mahkemeye getirirken, mahkum bunlara yemek ısmarlıyor ve kaçıyor. Askerler bu olayı hakime anlatıyorlar:
Dedi ahçıya gidek, kurufasulye yiyek.
Bizde açık nidek, mide dürttü hakim bey.

Laf lafı üsteledi, derken ağalar dedi.
Benim hecetim geldi, ölecekti hakim bey.

Memo kapıda durdu, üç hecet vakti doldu.
Dedik ya kabız oldu,  ya boka battı hakim bey.

Tenvirattan dolayı, teftiş ettik helayı.
Heç kaçamaz enayi, bize çattı hakim bey.

Memo dedi Haso koş, uyy boboş kenef bomboş.
Camdan atlamış godoş…

h1

Ambulans Sireni

Ağustos 15, 2006

ambulans sireni

Keyfinizin tam ortasında, kahvenizin en tatlı yudumunda, reçelin, kızarmış ekmeğin üzerine incecikten yayılmaya hazırlandığı sırada, ince bir ambulans sireni süzülüverirse içeri, ne yaparsınız? Nereye doğru yuvarlanır tekerlekleri ambulansın? Hangi telaşları taşır içinde? Kimin babası son nefesine doğru yaklaşır? Hangi çocuğun nefesi cılızlaştıkça, bir babanın bir annenin ruhunda fırtınalar başlar? Kahvenin tadı damağınıza yayılırken, ambulansın çığlıklarının ardı sıra koşanların ayak sesleri vicdanınızın eşiğine değiyor mu?

Sanki içinde insan yok gibidir ambulansın. Bir film efekti gibi gelir en fazla. Televizyonun alt yazısında, rakamlar çıkar önümüze savaşlara dair… “Bombalı saldırı: 60 kişi öldü.” Sanki o 60 rakamının içinde insan yok gibidir. Sanki uzaktan gördüğümüz o ateş ve duman bulutunun arasında, buruk bir umutla kurulmuş sofraya beklenen çocuklar yok gibidir. İnsansızdır rakamlar, insafsızdır haberler, iz’ansızdır akıllar. Ambulans sireni kızarmış ekmeğin üzerindeki reçele hiç toz kondurmadan geçtiği gibi, 60 insanın eksilmesi de içimizde bir yerlerde bir taş olsun düşürmez. Bize acıyı çağrıştıran, yüreğimizi kanatmaya hazırlanan, ayağımızı ben-merkezimizin kıyısından çekip kaydırmaya aday ne varsa, hemen yabancılaştırıyoruz onları, derhal etiketliyoruz, paketleyip vicdanımızın eşiğinden uzak bir yere koyuyoruz.

“İnsanlar garip bir körebe oyunu oynuyor gibi. Fakat bu oyunda herkes ebe, herkesin gözleri kapalı ama kimse kimseyi aramıyor hatta herkes birbirinden kaçıyor. Gözlerini açıp başkasını, başkasının dertlerini, sıkıntısını gören oyunu kaybediyor. Kimse bana oyunu kaybediyorsun demesin, ben zaten oynamıyorum.”

Mehmet Dinç

h1

Otoriter Babalar, Lokum Dedeler

Ağustos 15, 2006

otoriter babalar

Parklarda, sokaklarda, oyun alanlarında, toplu taşıma araçlarında rastlıyorum onlara. Yan yana, ele ele, göz göze, yürek yüreğe… Öylesine som bir sevgi akımı aralarında, som ve neredeyse somut, hani adeta uzansan, uzatsan elini dokunabileceksin aralarındaki sevgiye, yoğun ve katıksız öylesine. İzliyorum onları, yarı hayret yarı hayranlıkla.

Muazzam bir uyum yakalamışlar, aralarındaki tüm yaş farkına rağmen. Zamanın bir ucunda biri, bir ucunda beriki; ama gene de var ortak bir dilleri. Gündelik yaşamın her kıyısında görüyorum onları: lokum dedeler ve gözbebeği torunları.

Türkiye’de dedeler ile torunlar arasındaki yumuş yumuş ilişkiyi gözlemleyen bir yabancı zanneder ki bu topraklarda erkeklerin sevgilerini belli etmek, duygularını göstermek gibi bir sorunları olmaz, olamaz. Altmışlarında, yetmişlerinde, seksenlerinde ununu elemiş dedeler, ufacık torunlarının yanında yeniden hayat bulmuşçasına, alabildiğine sevecen, olabildiğince şefkatli, her türlü çocuk kaprisine “bana mısın?” demeden, ne kadar doğal, nasıl da kendiliğinden… Kim inanır aynı erkeklerin geçmişte kendi oğullarına karşı bambaşka, kaskatı davrandıklarına, bizzat kendi çocuklarına karşı daima mesafeli olduklarına? Kim inanır torunlarının yanında böylesine sevecen ve duygusal olan bu büyükbabaların, seneler seneler boyu kendi babalık serüvenlerinde oğulları karşısında hep ama hep duygularını bastırdıklarına?

Şimdi orta yaşlarını sürmekte olan kaç erkek aynı şeyi yaşamıştır bu topraklarda: “Bakma babamın şimdi böyle lokum-dede olduğuna, yaşlandı da ondan, geçmişte çok sert adamdı, daima otoriter, daima sözü geçer. Severdi bizi, severdi de sevgisini belli etmezdi zinhar. Bir kez olsun sarılıp öptüğünü, çocuklarını alıp gezdirdiğini ya da havada döndürdüğünü hatırlamam, hep sert, hep ulaşılmaz, hep korkulasıydı gölgesinden ve isminden…” Şimdinin lokum-dedeleri bir zamanlar otoriter-babalar idi. Duygularını göstermeyi, çocuklarının yanında onlarla beraber çocuk olmayı onarılmaz bir zaaf addeden babalar… Kendilerine yakıştırdıkları bu eğilmez bükülmez katılığı aynen oğullarına da öğretmek isteyen babalar… Kendilerine nasıl yasak etmişlerse ağlamayı, oğullarına da yasaklamaları bu yüzden. O oğullar bacak kadar çocukken dahi ağlamaları yasak, duygulanmaları yasak, acılarını, korkularını, evhamlarını, arzularını belli etmeleri yasak… Babadan devralınan bu öğreti uyarınca “erkek adam” olmak demek, ne kadar duygulanırsan duygulan, nasıl etkilenirsen etkilen, içindeki çalkantıyı bastırmak, duygularını zinhar belli etmemek demek. Peki ama ne oluyor, nerede değişiveriyor bu tanıdık resim? Kırk sene boyunca kendi oğlunu hasretle bağrına basamayan babalar, nasıl oluyor da yaş kemale erince, bacak kadar torunları karşısında mum gibi erimeye hazır oluveriyorlar? Ve mademki torunları karşısında sevecen ve duygusal olmaktan çekinmiyorlar gocunmuyorlar, ne demeye bu cüreti daha evvel gösteremiyorlar?

Evladını sevmekle bitmiyor annelik ya da babalık. Bir de sevdiğini göstermeyi bilmek var. Sen eğer evladına onu ne kadar sevdiğini gösteremiyor, duygularını karşı tarafa iletemiyorsan, kaskatı ahlak değerleri ya da belletilmiş erkeklik kodları adına kendini tutuyor ve çocuğuna dokunamıyorsan, demektir ki o sevgi eksik sevgi, tek kanatla uçmaya çalışan kuş gibi. Adem oğulları Havva kızları evlatlarını sevmekte değil, evlatlarına besledikleri sevgiyi göstermekte, duygularını dolaysızca dışa vurmakta çuvallıyorlar en çok. En fazla oradan yaralayıp, yaralanıyorlar galiba…

Elif Şafak

h1

Cooper Testi

Ağustos 15, 2006

cooper testi

Sporla uğraşanların yakından bildiği bir test vardır: Cooper Testi. Bu testi bulan Dr. Cooper 1968 yılında ABD Hava Kuvvetlerinde büyük bir araştırma yaptı. 10.000 kadar personelin katıldığı araştırma sonunda meşhur “Aerobic” programlarını yayınladı. O tarihten bu yana her yaşta milyonlarca kişi bu programları uygulamaktadır. Cooper’ın programları ABD Hava Kuvvetleri’nde 800 bin havacının katıldığı “egsersiz yoluyla genç kalma” programları haline geldi. Aerobik temelde kalp ve akciğerlerin çalışmalarını arttırıp kamçılayan egzersiz sistemidir. Aerobik yolla enerji üretimi gerçekleşir. Kişinin aerobik kapasitesi artar, yani fizyolojik kondisyonu artar. Gerek günlük işlerde, gerekse acil eforları rahat yapıp yorumlanmasını sağlar.

Aerobik programlarda verilen egzersizler arasında yürüyüşler, koşular, bisiklet turları ve yüzme gibi hareketleri sıralyabiliriz. Bu tip hareketler insanların aerobik kapasitelerini geliştirir. Egzersiz programları kalp kasını güçlendirir, sonuçta kalbin atım sayısı azalır. Bunun sebebi kalp kasının güçlenmesi sonucu kalbin pompalama gücünün artmasıyla kan miktarının çaoğalmasıdır. Ayrıca kaslardaki kılcal damar sayısı da artar. Sonuç olarak koroner damar hastalıklarına yakalanma riski azalır. Aerobik çalışmalar akciğerlerin soluk alma ve soluk verme yeteneğini de geliştirir. Dolayısyla vücudun her bir yanına daha fazla oksijen gitmesi sağlanır.

h1

Bir Ağacın Değeri

Ağustos 15, 2006

bir ağacın değeri

Amerika’da yapılan bilimsel araştırmaların sonucuna göre :
                        

Hava kirliliğini önleme:…………………… 64.750 dolar.
Nemi dengeleme: ………………………….32.530 dolar.
Oksijen üretimi: ……………………………32.240 dolar.
Toprağı geliştirme: ………………………..32.240 dolar.
Doğayı koruma, erozyonu önleme: ……32.240 dolar.
Protein üretimi: ……………………………..2.250 dolar.
TOPLAM …………………………………..196.250.dolar   

Yani bir ağacın değeri yaklaşık 200 bin dolar..

h1

Doğum Günü = Kişilik Özellikleri

Ağustos 15, 2006

Doğar doğmaz nasıl bir isme sahip olunuyorsa yine doğum tarihiyle birlikte herkes bir kişilik özelliğine sahip oluyor .. Gary Goldschneider ve Joost Elffers ‘in hazırladığı ” The Secret Language of Birthdays ” (Doğum Günlerinin Gizemli Dili ) adlı kitaba göre, doğum günlerine göre kişilik özellikleriniz.. 

dogum günü

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)
21 Mart Berrak
22 Mart Doğrucu
23 Mart Meraklı
24 Mart Sade
25 Mart Dinamik
26 Mart Güvenilir
27 Mart Başlatıcı
28 Mart Masum
29 Mart Gözlemci
30 Mart Uzlaşmaz
31 Mart İnatçı
01 Nisan Ağırbaşlı
02 Nisan İdealist
03 Nisan Dayanıklı
04 Nisan Kararlı
05 Nisan İş bitirici
06 Nisan Deneyci
07 Nisan Coşkulu
08 Nisan Vicdanlı
09 Nisan Ölçüsüz
10 Nisan Gözüpek
11 Nisan Politik
12 Nisan Sosyal
13 Nisan Kutsal
14 Nisan Gelenekçi
15 Nisan İnsancıl
16 Nisan Komik
17 Nisan Ciddi
18 Nisan Savunmacı
19 Nisan İradeli
20 Nisan Mücadeleci
BOĞA (21 Nisan - 20 Mayıs)
21 Nisan Sorumlu
22 Nisan Sağlam
23 Nisan Ürkek
24 Nisan Korumacı
25 Nisan Maddeci
26 Nisan Terbiyeli
27 Nisan Yeterli
28 Nisan Sadık
29 Nisan Hüzünlü
30 Nisan Vazifeşinas
01 Mayıs Alaycı
02 Mayıs İnceleyici
03 Mayıs İletişimci
04 Mayıs Dadı
05 Mayıs Külyutmaz
06 Mayıs Fantastik
07 Mayıs Düşkün
08 Mayıs Dobra
09 Mayıs Mert
10 Mayıs Yalnız
11 Mayıs Gezgin
12 Mayıs Bağımsız
13 Mayıs Çekici
14 Mayıs Taşkın
15 Mayıs Hayalci
16 Mayıs Becerikli
17 Mayıs Çetin
18 Mayıs Hareketli
19 Mayıs İknacı
20 Mayıs Dışavurumcu
İKİZLER ( 21 Mayıs - 21 Haziran )
21 Mayıs Yaratıcı
22 Mayıs Destansı
23 Mayıs Aktarıcı
24 Mayıs Görkemli
25 Mayıs Cüretkar
26 Mayıs Anaç
27 Mayıs Fedakar
28 Mayıs Fevri
29 Mayıs Acar
30 Mayıs Çevik
31 Mayıs Kırıcı
01 Haziran Gözde
02 Haziran Çözücü
03 Haziran Edalı
04 Haziran Eleştirici
05 Haziran Öncü
06 Haziran Hayalperest
07 Haziran Eğlendiren
08 Haziran Etkili
09 Haziran Israrcı
10 Haziran Yanar döner
11 Haziran Göçebe
12 Haziran İyimser
13 Haziran Maceraperest
14 Haziran Fırtınalı
15 Haziran Ayartıcı
16 Haziran Paragöz
17 Haziran Sanatçı
18 Haziran Cimri
19 Haziran Kışkırtıcı
20 Haziran Cazibeli
21 Haziran Keyifli

YENGEÇ ( 22 Haziran - 22 Temmuz )
22 Haziran Alkışçı
23 Haziran Büyüleyici
24 Haziran Sihirbaz
25 Haziran Yenilikçi
26 Haziran Dirençli
27 Haziran Savunmacı
28 Haziran Duygusal
29 Haziran Havai
30 Haziran Güdümlü
01 Temmuz Kopmuş
02 Temmuz Baygın
03 Temmuz Vefalı
04 Temmuz Temsilci
05 Temmuz Şovmen
06 Temmuz Arzulu
07 Temmuz Teşhirci
08 Temmuz Pragmatik
09 Temmuz Şaşkın
10 Temmuz Dengesiz
11 Temmuz Dikkafalı
12 Temmuz İnandırıcı
13 Temmuz Fırsatçı
14 Temmuz Abartıcı
15 Temmuz Baştan çıkaran
16 Temmuz Gergin
17 Temmuz Profesyonel
18 Temmuz İçten
19 Temmuz Mekanik
20 Temmuz İstikrarsız
21 Temmuz Trajikomik
22 Temmuz Dalgalı

ASLAN ( 23 Temmuz - 23 Ağustos )
23 Temmuz İş bitirici
24 Temmuz Değişken
25 Temmuz Kahraman
26 Temmuz Müjdeci
27 Temmuz Kararlı
28 Temmuz Şampiyon
29 Temmuz Gelenekçi
30 Temmuz Somut
31 Temmuz İnsancıl
01 Ağustos Özgün
02 Ağustos Çok yönlü
03 Ağustos Sorgulayıcı
04 Ağustos Rehber
05 Ağustos Soğukkanlı
06 Ağustos Eşsiz
07 Ağustos Temiz yüzlü
08 Ağustos Numaracı
09 Ağustos Hisli
10 Ağustos Kadife sesli
11 Ağustos Onaylayıcı
12 Ağustos Muhafazakâr
13 Ağustos Tuhaf
14 Ağustos Kopyacı
15 Ağustos Emredici
16 Ağustos Hararetli
17 Ağustos Öfkeli
18 Ağustos Dayanıklı
19 Ağustos Şaşırtıcı
20 Ağustos Gizemli
21 Ağustos Dışa dönük
22 Ağustos Deneyimli
23 Ağustos Kusursuz

BAŞAK ( 24 Ağustos - 23 Eylül )
24 Ağustos Cinfikirli
25 Ağustos Kontrolsüz
26 Ağustos Yardımsever
27 Ağustos Sosyal
28 Ağustos Romantik
29 Ağustos Yapıcı
30 Ağustos Sert
31 Ağustos Gösterişçi
01 Eylül Mantıklı
02 Eylül İşkolik
03 Eylül Başına buyruk
04 Eylül İnşa eden
05 Eylül Hükümdar
06 Eylül Kaderci
07 Eylül Başarılı
08 Eylül Titiz
09 Eylül Talepkar
10 Eylül Azimli
11 Eylül Dramatik
12 Eylül Savaşçı
13 Eylül İhtiraslı
14 Eylül Kavrayışlı
15 Eylül Yönetici
16 Eylül Coşkun
17 Eylül Azimli
18 Eylül Ketum
19 Eylül İyi görünümlü
20 Eylül Amir
21 Eylül Zevkli
22 Eylül Yorulmak bilmez
23 Eylül Güncel

TERAZİ ( 24 Eylül - 23 Ekim )
24 Eylül Avare
25 Eylül Taslamacı
26 Eylül Sabırlı
27 Eylül Hırslı
28 Eylül Kalp kıran
29 Eylül Tepkisel
30 Eylül Gafçı
01 Ekim İz sürücü
02 Ekim Sivri
03 Ekim Modacı
04 Ekim Düzelmez
05 Ekim İlkeli
06 Ekim Bohem
07 Ekim Muhalefet
08 Ekim Dilbaz
09 Ekim Cüretkar
10 Ekim Ekonomik
11 Ekim Rahat
12 Ekim Edalı
13 Ekim Zor
14 Ekim Ilımlı
15 Ekim Oyuncu
16 Ekim Yargıç
17 Ekim Dengeli
18 Ekim Lider
19 Ekim Pırıltılı
20 Ekim Modern
21 Ekim Benzersiz
22 Ekim Cazibeli
23 Ekim Çelişkili

AKREP ( 24 Ekim - 22 Kasım )
24 Ekim Detaycı
25 Ekim Saf
26 Ekim Organizatör
27 Ekim Mesafeli
28 Ekim Araştırmacı
29 Ekim Yenilikçi
30 Ekim İleriyi gören
31 Ekim Pür dikkat
01 Kasım Saldırgan
02 Kasım Dönüştüren
03 Kasım Dünyevi
04 Kasım Kışkırtan
06 Kasım Enerjik
07 Kasım Kaşif
08 Kasım Çılgın
09 Kasım Cezbedici
10 Kasım Değişken
11 Kasım Gizli
12 Kasım Karizmatik
13 Kasım Yorumcu
14 Kasım Soruşturmacı
15 Kasım Rastlantısal
16 Kasım Patron
17 Kasım Köprü
18 Kasım Huysuz
20 Kasım Kafası karışık
21 Kasım Şık
22 Kasım Liberal

YAY ( 23 Kasım - 21 Aralık )
23 Kasım Saygısız
24 Kasım Neşeli
25 Kasım Çabalayan
26 Kasım Özel
27 Kasım Heyecanlı
28 Kasım Çapkın
29 Kasım Öneren
30 Kasım Saldıran
01 Aralık Şen
02 Aralık Vurdumduymaz
03 Aralık Hünerli
04 Aralık Metanetli
05 Aralık Emin
06 Aralık Seçici
07 Aralık Ben merkezci
08 Aralık Terk edilmiş
09 Aralık Süslü
10 Aralık Arzulu
11 Aralık Yoğun
12 Aralık Narsist
13 Aralık Marifetli
14 Aralık Gösterişli
15 Aralık Olgun
16 Aralık Uçuk
17 Aralık Kimyager
18 Aralık İri
19 Aralık Bakıcı
20 Aralık Doğurgan
21 Aralık Muamma

OĞLAK ( 22 Aralık - 20 Ocak )
22 Aralık Enerjik
23 Aralık Sarsıcı
24 Aralık Karmaşık
25 Aralık Doğal
26 Aralık Yılmaz
27 Aralık Yardımcı
28 Aralık Çokbilmiş
29 Aralık Üstün
30 Aralık Az ve öz
31 Aralık Estetik
01 Ocak Düzenleyici
02 Ocak Bencil
03 Ocak Yoğun
04 Ocak Formülcü
05 Ocak Kendini onaran
06 Ocak İçerikli
07 Ocak Sıradışı
08 Ocak Fenomen
09 Ocak Hevesli
10 Ocak Görünmez
11 Ocak Değerli
12 Ocak Vahşi
13 Ocak Seyyar
14 Ocak Kaynaşan
15 Ocak Çaresiz
16 Ocak Ergin
17 Ocak Ağırsiklet
18 Ocak Çocuksu
19 Ocak Hayalperest
20 Ocak Başıboş

KOVA ( 21 Ocak - 19 Şubat )
21 Ocak Lider
22 Ocak Bocalayan
23 Ocak Kişilikli
24 Ocak Ulaşılmaz
25 Ocak Kaderci
26 Ocak Faal
27 Ocak Gelişmiş
28 Ocak Dayanılmaz
29 Ocak Kavgacı
30 Ocak Mükellef
31 Ocak Sair
01 Şubat Gönüllü
02 Şubat Kaliteli
03 Şubat Hakiki
04 Şubat Bükülmez
05 Şubat Hatip
06 Şubat Popüler
07 Şubat Ütopik
08 Şubat Müneccim
09 Şubat Canlı
10 Şubat Yürekten
11 Şubat Rahat
12 Şubat Birleştirici
13 Şubat Çevik
14 Şubat Hazır cevap
15 Şubat Mucit
16 Şubat Animatör
17 Şubat Sebatkâr
18 Şubat Dahi
19 Şubat Kâşif

BALIK ( 20 Şubat - 20 Mart )
20 Şubat İzlenimci
21 Şubat Candan
22 Şubat Evrensel
23 Şubat Tutarlı
24 Şubat Verici
25 Şubat Bahaneci
26 Şubat Uyandıran
27 Şubat Hakiki
28 Şubat Hoşlanılan
29 Şubat Delikanlı
01 Mart Sanatçı
02 Mart Tutsak
03 Mart Tasarımcı
04 Mart Soyut
05 Mart Cennet cehennem
06 Mart Güzel
07 Mart Somut
08 Mart Aykırı
09 Mart Astronot
10 Mart Psikolog
11 Mart Sezgili
12 Mart Atak
13 Mart Kaçınılmaz
14 Mart Görece
15 Mart Çok bilmiş
16 Mart Esin
17 Mart Havai
18 Mart Kararsız
19 Mart Israrcı 

h1

Maaş Artışı

Ağustos 15, 2006

 maaş artışı

h1

Allah Bin Çeşit Belanı Versin

Ağustos 15, 2006

 allah bin çeşit belanı versin