Archive for 17 Aug 2006

h1

İlk Aşk

Ağustos 17, 2006

ilk aşk

Başını yastığa koyduğunda ilk düşündüğün insan kimse odur ilk aşkın.. Üzerinden yıllar geçse de, hiçbir zaman unutamayacağına emin olduğun kişidir. Artık zorunluluktan öteye geçmeyen ilişkilerde, bir başka kadının elini tutarken; hayalini kurduğundan çok farklı bir biçimde parkta gezdirdiğin çocuklarının yüzünde bir kez daha gördüğün hayalin ta kendisidir. Şimdi uzaklardasın başta, duyduğun her ayrılık şarkısında, hangi ortamda olursa olsun gözlerinden boşalan yaşların ifadesidir. Hangi zaman getirebilir lise sıralarındaki telaşımızı? Acaba beni beğenecek minin ardındaki ilk bakışın, arkadaşlarla yapılan derin tartışmalar sonrasında atılan ilk mesajın, defalarca yırtılıp yeniden yazılan ilk mektubun ve Şiir Kafe’de masanın üzerindeki iki salebin ve daha ilk günden korkusu hissedilmeye başlanan ayrılığın gölgesindeki ilk buluşmanın heyecanını ne verebilir?

Başka insanlara hitaben de olsa, adını her söylediğinde, her duyduğunda kapıldığın rüzgardır ilk aşkın.. Güç bela izin alınmış akşamlarda, baş başa kalmanın hediyesi, öpüşmeyi becerememenin göstergesi çarpışmalarda, her acıdan sonra göz göze gelişin çekincesidir. Bütün hayatını ona adamanın, bütün zamanını birlikte geçirmenin isteğidir. İki kere öpsen üçün boynu bükük kalmasıdır ilk aşkın.. Özlemiyorum diyen ya yalan söyleyendir, ya da hiç aşık olmamış olduğu halde öyle hissettiğini sanandır. Şimdi telefon çalsa, çocuklarım, işim ve daha başka neyim varsa bırakıp giderim demeyen, aşkı bilmeyendir. İlk seni seviyorum’un heyecanını dünya üzerinde bulunan herhangi bir başka şeye değişmeye hazır olduğunu söyleyen, aslında hiç sevmeyendir.

Verdiği hediyeleri başucunda tuttuğun, hala onun bardağıyla çay içtiğin kimse odur ilk aşkın.. Mutluluğa dair inancının, yeni sevgilinin geçmişte birlikte olduğu insanları anlatmaya başlamasıyla toprağa gömülmesidir. Hiç kimsenin hesabını vermek zorunda olmayandır ilk aşkın.. İlk elini tutuşun, ilk dokunuşun ve keşfedilecek ne varsa ilk oluşun, yine de çevresinde ne kadar insan varsa sanki hepsi onu elinden almak istiyormuş kıskanışın gizemidir.

Eğer hala ilk aşkınızla birlikteyseniz, hayatta yalnızca bir kere karşılaşabileceğiniz bu şanstan vazgeçmeyin. Onun için elinizden gelenden fazlasını yapın, gururunuz başta, sahip olduğunuz ne varsa hiçe saymakta tereddüt etmeyin… Onsuz yaşamaya devam edeceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Fiziksel olarak hayatınızı sürdürüyor olabilirsiniz, hatta kendinizi yalnızlığa alıştırmayı bile başarabilirsiniz. Ama her zaman için, dünyanın bir başka yerinde daha fazla mutlu olabileceğinizi biliyor olacağınızdan ve elinizde pişmanlıklardan, siyahın gölgesindeki güzden ve dünyanın o son günü sizi arayacağına dair inancınızdan başka bir şey kalmayacağından, zaten onların da hiçbir işe yaramayacağından emin olabilirsiniz. Çünkü kaybettiğiniz yalnızca ilk değil, aynı zamanda tek aşkınızdır. Mutlu olmak için ilk, son ve tek şansınızdır..

Şimdi, seninle büyüdüğüm şehirde seni özlüyorum. Sesinin ve gözlerinin bir önceki hayatımda kaldığını bilsem de, bir gün mutlaka bana döneceğine inanıyorum. Bu sokaklar seninle gezdiğimiz sokaklar, bu sinema birlikte film izlediğimiz. Bu okul, bu demiryolu, bu taş ne varsa.. Hepsi durup peynir ekmek yediğimiz.. Hiçbiri gerçek değil ya da ben öyle görüyorum. Bulamayacağımı bilsem de, seni arıyorum.

Kelimeler çırpınıyor her zamanki gibi. Beni seç diye yalvarıyor.. Oysa hiçbiri umurumda değil. İki tanesi hariç.. Her zamanki gibi..

Oktan ERDİKMEN

h1

Bir Büyük İkramiye Öyküsü

Ağustos 17, 2006

ikramiye öykusu

American Airlines’ta otuz yıl çalıştıktan sonra elli yaşında emekli oldum. 1995 Haziranı’nda her zaman benzin bazen de piyango bileti aldığım benzin istasyonuna uğradım. Millie görev başındaydı, her zaman gülümseyen ve herkese söyleyecek hoş sözü olan, sevgi dolu bir insandı. O akşam hep yaptığımız gibi şakalaşıp gülüştük. 10 milyon dolarlık ikramiyeyi kazandığım takdirde ona 1000 dolar vereceğimi söyleyerek takıldım. Millie ikramiye kazanırsam onu öğle yemeğine Paris’e götürmemin daha iyi olacağını söyledi. Arabama binip giderken, piyango ikramiyesinin benim için 10 milyon dolar, Millie için ise Paris’te öğle yemeği anlamına gelmesinin ilginç olduğunu düşündüm.

Millie havayolu şirketi ile olan bağlantımı bilmiyordu. 21 Aralık’ta yeniden benzin istasyonuna gittim. Millie yine iş başındaydı. Ona bir yılbaşı kartı verdim ve açıp okumasını istedim. Millie kartı açıp okumaya başladı:

“Sevgilie Millie,

17 Haziran 1995′te bana piyango bileti sattın.  Ben 10 milyon dolar ya da başka bir ikramiye kazanamadım ama sen kazandın. 1996′da birgün seç, çantanı hazırla ve Paris’te öğlen yemeği için pasaportunu al. İlişki kurduğun herkesin kendini özel hissetmesini sağlamak amacıyla elinden gelen herşeyi yaptığın için sana bu armağanı vermek istiyorum. Teşekkür ederim. Nice mutlu yıllara.”

Millie ve ben yerimizde duramıyorduk. O an, yaşamlarımızdaki insanlar için özel anlar yaratmanın ne anlama geldiğini çok daha iyi anladım.

Son bir kaç haftadır Millie’yi bir iki kez gördüm. Benzin istasyonuna her girdiğimde yüzünde güller açıyor, gelip boynuma sarılıyor ve yanağıma öpücük konduruyor. Buna hala inanamadığını, annesini nasıl aradığını, bunu arkadaşlarına söylediğini tekrar tekrar anlatıyor.  

h1

Durum

Ağustos 17, 2006

durum

Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, obezite ve şeker hastalığına sebep olan geni buldu.

Goethe Üniversitesi cerrahlarından Prof. Dr. Tayfun Aybek, kalp krizini önceden haber veren “çip” geliştirdi.

Gaziantep Üniversitesi Plastik Cerrahi Başkanı Doç. Mehmet Mutaf’ın dudak yarığı konusunda geliştirdiği ameliyat tekniği, Fransa’da “en başarılı teknik” kabul edildi.

Finlandiya Kuopio Üniversitesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu, böbrek taşlarına “nanobakteri” adı verilen bir mikroorganizmanın yol açtığını kanıtladı.

Arkansas Üniversitesi Çocuk Elektrofizyolojisi Bölümü Başkanı Doç. Volkan Tuzcu, çocukların kalp ritim bozuklukluğunu ışın kullanmadan tedavi eden yöntem geliştirdi.

Amerikan Nature Dergisi, Türk doktor Murat Digiçaylıoğlu’nun “beyin kanamasından sonra hücrelerin ölmesini önleyen buluşu”nu duyurdu.

Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde araştırmalarını sürdüren Dr. Hande Özdinler, bugüne kadar işlevi bilinmeyen Prion isimli proteinin beyin hücrelerinin yenilenmesi açısından önemini ortaya koydu.

Houston Methodist Hastanesi Sindirim Hastalıkları Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Atilla Ertan, “ABD’nin en seçkin 10 hekimi” arasına girdi.

İstanbul 70′inci Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesi cerrahlarından Dr. Cengiz Türkmen, ameliyat sonrasında kırılmayı ve ağrıyı önleyen “omurlararası sabitleyici” geliştirdi.

Memphis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semahat Demir, ABD’de Bilim-Sağlık Ödülü’ne layık görüldü.

Cornell Üniversitesi Kısırlık Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutluk Oktay, kadınların menopozdan sonra da çocuk sahibi olabilmesini sağlayan bir yöntem geliştirdi.

Columbia Üniversitesi Kardiyoloji Direktörü Prof. Dr. Mehmet Öz’ün yazdığı “You: The Owners Manuel” isimli kitap, ABD’de piyasaya çıktığı gün Harry Potter ve Da Vinci Şifresi’ni geride bırakarak, 350 bin adet sattı.

***

Türkiye Cumhuriyeti’nin Sağlık Bakanı, “keneden korunmak için pantolon paçalarını çoraba sokun” dedi.

Yılmaz ÖZDİL

h1

Sorular ve Önyargılar

Ağustos 17, 2006

sorular

Sorular insanlara giden kapıları açarlar, önyargılar (ve tespitler) ise, bu kapıları kaparlar.

Josef Kirschner

h1

Hayalimdeki Ev

Ağustos 17, 2006

hayalimdeki ev

Böyle bir evde oturmak sizce nasıl olurdu? Devamlı gözetlendiğini düşünerek veya sevdiğinin gözü devamlı üzerindeymiş gibi. Veya..birazda siz söyleyin bakalım?

h1

Üç Dil Bileceksin

Ağustos 17, 2006

üç dil bileceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin
En azından üç dil
Birisi ana dilin
Elin ayağın kadar senin
Ana sütü gibi tatlı
Ana sütü gibi bedava
Nenniler, masallar, küfürler de çaba
Ötekiler yedi kat yabancı
Her kelime aslan ağzında
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek
Her kelimede bir kat daha artacaksın

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Canımın içi demesini
Kırmızı gülün alı var demesini
Nerden ince ise ordan kopsun demesini
Atın ölümü arpadan olsun demesini
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini
İnsanın insanı sömürmesi
Rezilliğin dik alası demesini
Ne demesi be
Gümbür gümbür gümbür demesini becereceksin

En azından üç dil bileceksin
En azından üç dilde
Ana avrat dümdüz gideceksin
En azından üç dil
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya
Ne şu ne busun
Oğlum Mernus
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.

Bedri Rahmi Eyüboğlu