Archive for 01 Sep 2006

h1

‘Eylül’de Gel’ Denince, Gelinir

Eylül 1, 2006

eylülde gel denince gelinir

İlkbaharın aşk mevsimi olduğundan hep kuşkulanmışımdır. Daha çok şıpsevdilik mevsimi gibidir…

Bir hız ve hazla gaza gelmiş ilintisiz ilişkilerin ve gönül uçarılıklarının mevsimidir ilkbahar.
Bütün bir kış boyunca “hamlamış” kasların canlanıp “aşka geldiği” mevsimdir, insan kendini yeniden tanır, kendine yeniden inanır ilkbaharda.

Bu yüzden de dışardan görünenin aksine (evet, bu gerçeği artık itiraf edelim) bir başkasından çok kendimizi severiz o mevsimde…

Sanki her şey baştan çıkmaya çağırıyordur, sanki her yerde bizi baştan çıkartmaya yönelik işaretler vardır.

O kadar ki, ilkbahar boyunca bazılarımız cinsel arzuların kaderi sürekli “yeşil” yanan bir trafik levhasına emanet edilmiştir sanır. “Kırmızı ışık”ların “Dur” uyarısını hep son anda fark eder böyleleri. Ya iş işten geçmiş olur; ya da bir “bahar kazası!”…

Neyse…
Ben yazı masamın başına ilkbaharı anlatmak için oturmadım.
Eylül’ü anlatmak istiyorum.
Eylül denen o melankolik ırmağın bize taşıyıp getirdiklerinden söz etmek istiyorum…
Eylül, dedim. Dikkat!
Sonbahar değil.
Benim için Eylül ve sonbahar ayrı mevsimlerdir. Hele Akdeniz havzasında, hele İstanbul’da…
Ve ille de bir “aşk mevsimi” aranıyorsa, işte o Eylül’dür.
Şıp diye değil, ağır ağır kanırta kanırta sevmenin mevsimidir.

Küçücük heyecanlardan birdenbire kocaman tutkular çıkarmanın mevsimidir Eylül.
Gideni hatırlamanın, geleni ağırlamanın mevsimidir.
Bahar arzuyla isteme, yaz arzuladığını elde etme, Eylül ise sevinç ve hüznü aynı anda tadarak gerçekten sevme mevsimidir…
Ben Eylül’ü ayrılığın, duygusal hazanların ve gurbetin başlangıcı olarak görenlere hiç katılmam.
Çünkü anılarda veya özlemin sarıp sarmaladığı hayallerde bile olsa, ilk gerçek kucaklaşma, Eylül’e aittir.
Hatırlamak aşk olur Eylül’de. (Nazım Hikmet, Piraye için o güzel mi güzel şiirlerini bir Eylül ayında yazmaya başlamıştır.)

Tatlı tatlı sararan Eylül güneşine gözlerimizi dikebildiğimizi görmek, aşka da aynı cesaretle bakabilme gücü verir bize.
Ve Eylül yağmuru… O her damlasında “zamanıdır” der; “sonrası geç olabilir” der; “kaçmadan yakalayabilirsin aşkı” der sanki…
Hani “Yaz aşkları” denen şey var ya… Hani dedikodusunun yarattığı zevkin ilişkinin yarattığı heyecandan kat be kat yüksek olduğu buluşmalar… işte o “Yaz aşklarının izlerini bir güzel yıkayıp siler eylül yağmuru…

Sonra ilk serinlikler… Eylül ürperişleri…

Asıl olan şudur ki, Eylül dünyaya, hayatımıza, çevremize bakmanın mevsimidir. Anlamanın, kavramanın, “bir ben vardır bende, benden içeri” diyebilmenin mevsimidir. Özlemi içimizden bir türlü çekip gitmemiş sevgilileri Eylül’de çağırmamız bundandır belki de…

“Hayal bu” deyip durduğumuz nice tutkunun gerçek olduğuna Eylül’de inanmaya başlamamız belki bundandır.

Şarkıdaki gibidir; “Eylül’de gel” diye çağırınca gelinir.

Ya da inanırız buna…

Eylül aşkın olduğu kadar, inanmanın da mevsimidir çünkü…

h1

Siyanürlü Karpuz

Eylül 1, 2006

siyanürlü karpuz

Bir karpuz tarlası olan çiftçi her akşam tarlasına çocukların dadandığını ve birkaç karpuzun eksildiğini fark etti. Bir süre düşündükten sonra, tarlaya bir uyarı levhası koymaya karar verdi:

“Dikkat! Karpuzlardan birine siyanür enjekte edildi!”

Ertesi akşam çiftçi karpuz yiyemeden kaçan çocukları keyifle izledi. Bir hafta sonra, çiftçi tarlasında geziyordu. Karpuzlarını denetleyerek eksik olmadığını düşünürken gözü kendi levhasının yanına konan bir levhaya ilişti:

“Şimdi o karpuzlardan iki tane var!”

h1

Shakespeare ve Şemsiye Tamircisi

Eylül 1, 2006

shakespeare

Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Shakespeare’e göndermiş ve ünlü yazarın görüşünü sormuştu.

Shakespeare’in yanıtı kısa oldu:

“Siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, yalnızca şemsiye yapın…”

h1

Ünlü İki İngilizin Beyin Güreşi

Eylül 1, 2006

churchill

İngiltere’nin simgeleşmiş iki adı, yazar George Bernard Shaw ile Başbakan Winston Churchill, birbirlerine zeki bir biçimde takılmaktan özel bir zevk alırlardı.

George Bernard Shaw birgün, oyununun ilk gecesi için Winston Churchill’e iki davetiye gönderdi ve yanına da şöyle bir not ekledi:

“Size iki davetiye gönderiyorum. Oyunuma bir dostunuzu da alıp gelebilirsiniz. Tabii bir dostunuz varsa.”

Winston Churchill, bu iğnelemenin altında kalmadı. Hemen bir not yazarak Shaw’a karşılık verdi. Churchill’in notu şöyleydi:

“Çok üzgünüm, o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. Fakat ikinci gece gelebilirim… Tabii oyununuz ikinci gece oynarsa.”

h1

Rakamların Diliyle

Eylül 1, 2006

rakamlar

Televizyonda reklam oranı ne kadardır: % 40

***

Basılı medya reklam oranı ne kadardır: % 50

***

İnternette reklam oranı ne kadardır: % 4

***

2006 Mayıs ayında televizyonda internet reklamları kaç saniye yayınlanmıştır: 2.043.555

***

2006 Mayıs ayında televizyonda dondurma reklamları kaç saniye yayınlanmıştır:549.491

***

2004 yılında Amerika’da reklama yapılan yatırım kaç milyar dolardır: 145.8

***

2004 yılında Türkiye’de reklama yapılan yatırım kaç milyar dolardır: 1.3

***

2005 yılında Türkiye’de reklama yapılan yatırım yüzde kaç arttı: %30

***

2005 yılında Dünya’da reklama yapılan yatırım yüzde kaç arttı: %5

***

Türkiye’de 1995 yılında reklama yapılan yatırım kaç milyon dolardı: 700

***

Türkiye’de 2005 yılında reklama yapılan yatırım kaç milyon dolardı: 1700

***

Türkiye’de kaç tane billboard (reklam panosu) vardır: 12.500

***

Yerli diziler arasında reklamla geçen toplam süre kaç saniyedir: 10.335.659

***

Televizyonda reklamla geçen toplam süre kaç saniyedir: 77.802.042

***

Radyolarda müzik programlarının kaç saniyesi reklamla geçiyor: 2.506.103

***

Radyolarda kredi kartı reklamları için ayrılan süre kaç saniyedir: 6.076.516

***

ABD yasalarına göre bir çocuk programı içinde saat başına en fazla kaç dakika reklam olabilir: 10

2005 yılında televizyonda kaç saniye telekomünikasyon hizmeti reklamları yayınlandı: 4.670.086

***

Türkiye’de reklam yatırımlarının ne kadarını televizyon reklamları oluşturuyor: %55

***

Avrupa’da reklam yatırımlarının ne kadarını televizyon reklamları oluşturuyor: %34

***

Reklam yatırımlarının ne kadarını radyo reklamları oluşturuyor: %36

***

Reklam yatırımlarının ne kadarını açık hava reklamları oluşturuyor: %4


Betül Tomor

h1

Temel’in Şiiri

Eylül 1, 2006

 temelin siiri