Archive for 23 Sep 2006

h1

Ticket To Heaven

Eylül 23, 2006

ticket to heaven

I can see what you’re looking to find
In the smile on my face
In my peace of mind
In my state of grace
I send what I can
To the man from the ministry
He’s a part of heaven’s plan
And he talks to me

Now I send what I can to the man
With the diamond ring
He’s a part of heaven’s plan
And he sure can sing
Now it’s all I can afford
But the lord has sent me eternity
It’s to save the little children
In a poor country

I got my ticket to heaven
And everlasting life
I got a ride all the way to paradise
I got my ticket to heaven
And everlasting life
All the way to paradise

Now there’s nothing left for luxuries
Nothing left to pay my heating bill
But the good lord will provide
I know he will
So send what you can
To the man with the diamond ring
They’re tuning in across the land
To hear him sing

I got my ticket to heaven
And everlasting life
I got a ride all the way to paradise
I got my ticket to heaven
And everlasting life
All the way to paradise
All the way to paradise

Dire Straits

h1

Aramıza Hoşgeldiniz Sevgili Butanlılar

Eylül 23, 2006

tv

Televizyon denen sihirli kutunun girdiği ülkelerde nasıl hızlı bir sosyo kültürel dönüşümün yaşandığını biliyoruz. Ne de olsa böyle bir tecrübeyi yaşamış ülkenin insanlarıyız. Geçtiğimiz ay gazetelerde yer alan bir haber, TV’nin kısa bir sürede bir sürede bir ülkeyi ne hale getirebileceğini gösteriyordu. Söz konusu ülkenin adı Butan. 1616 yılında Tibetli bir arhip tarafından kurulan Budizmin yoğun olarak yaşandığı, krallıkla yönetilen küçük bir ülke. Butanlılar kısa bir zaman öncesine kadar elektrik, otoyol gibi modern dünyaya ait gerçeklerden habersiz yaşıyorlardı. Her şey bundan 8 yıl önce tahtta bulunan kralın, halkının “milli mutluluk seviyesini” yükseltmeye karar vermesi ve ilk icraat olarak ülkeye televizyonu getirmesiyle değişmeye başladı. Butanlılar stadyumda kurulan dev ekrandan 98 Dünya Kupası maçlarını seyrettiler ilk kez ve o yıl sevinç gösterileriyle televizyonla tanışmayı kutladılar. Henüz kendilerini neyin beklediğinden habersizdiler.

Kralın, bundan sonra her isteyenin sihirli kutuyu seyredebileceğini açıklamasını ardından hükümet çalışmalara başladı ve ilk devlet televizyonu kuruldu. Tüm yayınlar Budizm çerçevesinde yürüyordu. Ayinler, belgeseller büyük ilgi çekiyordu. Bir süre sonra yetkililer ülkede kablolu yayına izin verdiler. Kablolu yayın operatörleri kuruldu ve Rupert Murdoch’un Star TV adlı Asya’ya yayın yapan kurluşu ile anlaşıldı. Ayda 6 dolar karşılığında tüm Butanlılar ABD’nin önde gelen TV kanallarına ulaştılar. İşte bu, Butan için kırılma noktası oldu.

Butanlılar, Amerikan kültürüne alışmakta zorluk çekmediler. TV’nin ülkeye girişi üzerinden birkaç yıl geçmesine rağmen Budist tapınakları boşaldı, gençler hip hop etkinlikleri düzenlemeye başladılar. TV’den öğrendikleri küfürleri kullanmayı, mahalle kavgaları düzenlemeyi de ihmal etmediler. Kızlar “hayat kadını” kavramı ile tanıştılar. Gençler MTV’den etkilenerek ABD bayraklı tişörtler giymeye başlarken, tek gelir kaynağı tarım olan ülkede TV yüzünden hasatta iyice aksamaya başladı. Reality şovlar sayesinde Butanlılar “cinayet” le de tanıştılar. Uyuşturucu kullandığı için karsını öldürenlerden, sarhoşken yakınlarını delik deşik edenlere kadar birçok cinayet vakasına rastlanmaya başladı. Butanlılar daha önce dokunmaya bile korktukları Buda heykellerini çalarak yurt dışına kaçırmaya başladılar. Rahiplerden oluşan hükümet içinde bile yolsuzluklar baş gösterdi. Butan, ne olduğunu anlayamadan kaosa gömüldü.

Hükümet yetkilileri, attıkları tarihi adımı geri çevirmek için hamlelere giriştiler bile, ancak halkın buna direneceği kesin. Ülkede yapılan son araştırmalara göre genç kızların üçte biri kendilerine Amerikalı yıldızları örnek aldığını söylüyor. Hepsinin hayali aynı: Sarışın olabilmek. Ebeveynlerin yüzde 35’i çocukları konuşmak yerine televizyon seyretmeyi tercih ediyor. Çocukların yüzde 50’si günde 12 saatten fazla televizyon seyrettiğini söylüyor.

Şu son bir ayını, bir televizyon dizisinin yaydığı çılgınlıkla geçirmiş ülkenin insanları olarak Butanlılara acıma lüksümüz var mı bilinmez. Ne diyelim: Aramıza hoş geldiniz sevgili Butanlılar.

h1

Durmak ve İlerlemek

Eylül 23, 2006

ilerlemek

Durmak ölüm, taklit uşaklıktır. Çalışmak ve ilerlemek ise hayat ve özgürlüktür.

Rauch

h1

Hepsi Hepsi Bir Fincan Kahve İşte

Eylül 23, 2006

bir fincan kahve

İş yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu üniversitedeki hocalarından birini ziyarete gitmiş. Çesitli konular konuşulduktan sonra sohbet , işin yarattığı strese ve hayatın zorluklarina gelmiş. Yaşlı üniversite hocası ziyaretçilerine kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş ve değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. Kimi porselen, kimi seramik, kimi cam, kimi plastik olan fincanları ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş. Tüm eski öğrenciler kahvelerini alıp koltuklarına döndüğünde hocaları onlara şunu söylemiş:

“Farkına vardınız mı bilmem, zarif görünümlü, güzel, pahalı fincanların hepsi alındı, masada yalnızca ucuz ve basit görünümlü fincanlar kaldı. Elbette ki kendiniz için en güzelini istemek ve onu almak çok normal ama işte bu demin bahsettiginiz problemlerinizin ve stresin nedeni. Hepinizin istediği fincan değil, kahve iken, bilinçli olarak herbiriniz birbirinizin aldığı fincanları gözleyerek daha iyi olan fincanları almaya uğraştınız. Yaşam kahveyse; iş, para ve mevki fincandır. Bunlar yalnızca Yaşam’ı tutmaya yarayan araçlardır, ama Yaşam’ın kalitesi bunlara göre degişmez. Bazen yalnızca fincana odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.”

h1

My New Boyfriend

Eylül 23, 2006

my new boyfriend