
One of these mornings
It won’t be very long
They will look for me
And I’ll be gone
Moby feat. Patti Labelle


One of these mornings
It won’t be very long
They will look for me
And I’ll be gone
Moby feat. Patti Labelle


Bir okulda, okul müdürü üç öğretmeni çağırıp şöyle dedi:
“Siz üç öğretmen, sistemde en iyi ve en uzman kişiler olduğunuz için, doksan tane seçkin üstün zekâlı öğrenciyi size vereceğiz. Bu öğrencilerin gelecek yıl da aynı hızla çalışıp çok iyi bir eğitim almalarını bekliyoruz.”
Üç öğretmen, öğrenciler ve öğrencilerin anne ve babaları bunun çok iyi bir fikir olduğunu düşünüyorlardı. O okul dönemi hepsinin özellikle hoşuna gitti. Okul bittiği zaman öğrenciler şehirdeki diğer öğrencilere göre yüzde 20-30 daha başarılıydı. Yıl sonu geldiğinde müdür üç öğretmeni çağırıp onlara:
“Bir itirafta bulunmak istiyorum. En zeki öğrencilerin 90’ı sizde değildi. Onlar ortalamanın biraz üstünde öğrencilerdi. O 90 öğrenciyi listeden tesadüfen seçtik” dedi.
Bu gerçeği duyan öğretmenler, öğrencilerde görülen yüksek başarının kendi öğretme kabiliyetleriyle ortaya çıktığını düşünmeye başladılar.
Ama okul müdürü:
“Bir itirafım daha var” dedi. “Siz de en başarılı öğretmenler değilsiniz! İsimlerinizi bir torbanın içine doldurduğum kâğıtların arasından rastgele seçtim. Siz inandığınız için başarılı oldunuz. Onlar da öyle…”


Hayat sanki bir deniz, biz de suyun üzerinde ilerliyoruz. İlk zamanlarda, çocuklukta falan ,deniz çok dalgalı, sen ise sanki ufak bir salın üzerinde çırpınıyor, bir an önce hızlı hızlı gitmek istiyor, ancak pek fazla yol alamıyorsun. Zaman geçtikçe teknen büyüyor , kalitesi ve hızı artıyor, ancak senin hızlı gitme isteğin git gide azalıyor.Yavaş yavaş tadını çıkararak gitmek , etrafı seyretmek istiyorsun. Ancak çocuklukta hızlı gitmek ne kadar zorsa ,yaşlandıkça yavaşlamak da o denli zorlaşıyor. Bütün motorlarını istop etsen bile artık kocaman bir gemi olmuş olan aracın çarşaf gibi denizin üzerinde hızla ve sessizce kayıyor. Sen ise güverteden geminin pruvasının yardığı suların iki yana doğru açılarak uzaklaşmasını ve ufukta beliren karşı kıyının hızla yaklaşmasını hüzünle izliyorsun.


Farkında mısın!
Bir ağaç büyütmüşsün evimizde.
Kökü maziye, yaprakları gönlümüze uzanıyor.
Usulca meyveleniyor her mevsim. Her mevsim bir başka güzellikte çiçekleniyor.
Hiç kızman yok mu senin Allah aşkına! Hiç kötü söz söylemen…
Kelimelerin peri kanadı pırıltılarıyla süslenmiş, sözlerin anne sevgisiyle işlemeli.
Hep gülümsüyorsun evimize gelince.
Kalbimiz senin sevincinle doğruluyor, ruhumuz sözlerinle kanatlanıyor.
Uykularını hep tehir ediyorsun sonra. Nasılsa uyurum, diyorsun cennet yataklarında.
Gündüz senin gülümsemen uyandırıyor gözlerimizi, geceleri senin gülümsemen.
Bir de yazdıkların var. Okuyunca hiç bitmeyen eksilmeyen şeyler.
Söyler misin Allah aşkına, senin arkadaşların kim!..
Periler mi?
Yusuf Çağlar