

Istanbul deyince akliniza
ne geliyor?
Hakkımdaki Her Şey kategorisinde yayınlandı |
| gizem on Yürüyen Balık | |
| tayfun* on Kitap Nasıl Okunur? | |
| kelebek kız on Bir Kelebeğin Hayat Hika… | |
| kelebek kız on Bir Kelebeğin Hayat Hika… | |
| kelebek kız on Bir Kelebeğin Hayat Hika… |
WordPress.com'dan blog alın.
Theme: Neat.
Yazılar (RSS)
and Yorumlar (RSS).
Sevgili satirarasi takipçileri bundan sonra (*) işareti gördüğünüz “haftanın sorusu” bölümü kitap hediyelidir. Bu haftanın en güzel cevabını verecek satırarası takipçisi kitap ödülü olarak Mevlana İdris’in küçük boy kitaplarından oluşan 5′li kitap setini kazanacak..Soruya 12 Kasım Pazar günü akşamına kadar cevap verebilirsiniz..
İstanbul deyince aklıma ilk olarak 7 tepe üzerine kurulan ondan ayrıldığında deli gibi özlediğin dünyanın en güzel şehri geliyor.
İstanbul deyince aklıma martı denir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş
İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
Anadolu’da toprak damlı bir evde
Gülcemal üstüne türküler söylenir
Süt akar cümle musluklarından
Direklerinde güller tomurcuklanır
Anadolu’da toprak damlı bir evde çocukluğum
Gülcemalle gider İstanbul’a
Gülcemalle gelir
İstanbul deyince aklıma
Bir sepet kınalı yapıncak gelir
Şehzadebaşı’nda akşam üstü
Sepetin üstünde üç tane mum
Bir kız yanaşır insafsızca dişi
Boyuna bosuna kurban olduğum
Kalın dudaklarında yapıncağın balı
Tepeden tırnağa arzu dolu
Sam yeli söğüt dalı harmandalı
Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
Şehzadebaşı’nda akşam üstü
Yine zevrak-ı derunum
Kırılıp kenara düştü
İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
Cezayir marşı gelir
Dört başı mamur bir gelin odası
Haraç mezat satılmakta
Bir gelinle güvey eksik yatakta
Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
Paslı Acem kılıçları
Amerikan kovboyları
Eller yukarı
Ne kadar da beyaz elbiseleri
Amerikan deniz erleri
Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
Sütten duru buluttan beyaz
Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
Yakışmaz
Ama harbederken onlara
Bambaşka elbiseler giydirirler
Kan rengi, barut rengi, duman rengi
Kin tutar kir tutmaz
İstanbul deyince aklıma
Kocaman bir dalyan gelir
Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
Gerinir Beykoz’da
Kimi Fenerbahçe’de yan gelir
Dalyanda kırk tane Orkinos
Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
Orkinos dediğin balıkların şahı Orkinos mavzerle gözünden vurulur
Denizin içinde ağaçlar devrilir
Kan çanağına döner dalyanın yüzü
Camgöbeği yeşili bulanır
Bir çırpıda kırk Orkinos
Reisin sevinçten dili dolanır
Bir martı gelir konar direğe
Atılan Kolyosu havada yutar
Bir başkasını beklemez gider
Balıkçı gülümser tatlı tatlı
Adı Marikadır bu martının der
Her zaman böyle gelir böyle gider
İstanbul deyince aklıma Adalar gelir
Dünyanın en kötü Fransızcası orda harcanır
Çalımından geçilmez altmışlık madamların
Ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların
İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesinin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur
İstanbul deyince aklıma
Tophane’de küçücük bir sokak gelir
Her Allahın günü kahvelerine
Anadolu’dan bir sürü fakir fukara gelir
Kimi dilenecek dilenmesine utanır
Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
Dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
Çöpçü olmuştur bugüne bugün
Kiminin sırtında perişan bir küfe
Kiminin sırtında nakışlı semer
Şehrin cümbüşüne katılır gider
Kalın yağlı bir kolana koşulur
Piyano taşırlar omuz omuza
Kendinden ağır yükün altında adamlar
Balmumu gibi erir dururlar
Sonra kanter içinde soluk alırlar
Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
Nazdan nazik çiniden bilezik eller
Derken
Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses
Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
Hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
Gamı şadiyi felek
Böyle gelir böyle gider
İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
Hepsinin dudağında İstiklal Marşı
Bulutlar atılır top top pare pare
Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm
İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık
Memleketimin insanlarına
Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
Ben de bağırırım birlikte
Avazım çıktığı kadar
Göğsümü gere gere
Ver Lefter’e yaz deftere
Stadyum gelir
İstanbul deyince aklıma
Binlerce insanın aynı anda
Aynı şeyi duymasından doğan sevincin
Heybetini düşünürüm
Birbirine eklenir kafamda
Binler yüzbinler milyonlar
Sonra bir mısra havalanır ürkek
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
İstanbul deyince aklıma
Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
Şimdi Orhan Veli gelir
Demindenberi dilimin ucundasın Orhan Veli
Demindenberi senin tadın senin tuzun
Senin şiirin senin yüzün
Yaralı bir güvercin misali
Başımın üstünde dolanır durur
Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
Neresine mi arayan bulur
Erbabı bilir
Deli eder insanı bu şehir deli
Kadehlerin çınlasın Orhan Veli
İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
Burgaz adasında kıyıda
Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
Mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
Bütün İstanbul’u dolaşırlar elele başbaşa
Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
Sivriadada da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
Ziba mahallesinde gece yarısı
Sabaha Galata’dan geçer yolları
Maytaba alacakları tutar kahvede
Zararsız bir deliyi
Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
Çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
Sonra oturup sessizce ağlarlar
İstanbul deyince aklıma
Sait Faik gelir
Taşında toprağında suyunda
Fakirin fukaranın yanıbaşında
Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
Kıldan ince kılıçtan keskin
Hep iyiden güzelden yana
Hep kimsesizlerin
İstanbul deyince aklıma
Said’in son yılları gelir
Hey Allahım en güzel çağında Said’e
Dört beş yıl ömrün kaldı denir
Sait Sait olur da nasıl dayanır
Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
İhtiyar balıkçı pis pis düşünür
Bir zehir yeşilidir açılır
Bir yeşil ki ciğerine işler adamın
Bir yeşil ki kasıp kavurur
Küçük mavi çocuk
İhtiyar balıkçı
Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
İstanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
Dilimiz yaşadıkça yaşasın Said’in şiiri
İstanbul deyince aklıma
Sabiyem gelir
Sabiyem boynundan büyük bir demetle
Sarıyer’den gelir Pendik’ten gelir
Bahar nereden gelirse velhasıl
Sabiyem oradan gelir
Ne delidir ne divane
Aslını ararsan çingenedir
Tepeden tırnağa güneştir
Topraktır
Anadır
Analar içinde bir tanedir
Biri sırtında biri memesinde biri karnında
Karnı her daim burnundadır
Canını mendil gibi takar dişine
Yürekten birşeyler katar işine
Bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar
Alçakgönüllüdür Sabiyem
Hem maşa satar, hem göbek atar
Ver bir çeyrek güzelim der
Neyse halin o çıksın falin
Canı çıkar Sabiyemin falı çıkmaz
Sonra anlatır dün gece başına gelenleri
Görürüm üryamda bir sarı yılan
Cenabet uğraşır durur benimlen
Uyanır bakarım benim bebeler
Yatağın ucuna kaymış
Ayağımın parmaklarını emer
İstanbul deyince aklıma
Bir basma fabrikası gelir
Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
Dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
Kanter içinde mahzun
Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
Fabrikada pencereler tavana yakın
Al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
Dışarda ağaçlar dizi dizi
Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
Niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
Dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
Dışarda dışarda dışarda
Mevsim gürül gürül akıp gidiyor
Ondokuz yaşında Eyüplü Gülsüm
Dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
Kötü kötü düşünüyor
İpeğin akışına doyum olmaz
Ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz
Bir top Amerikandan neler çıkmaz
Perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi
Gülsüm’ün gözleri kamaşır
Üçüncü oğlanı doğururken Gülsüm
Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
Gülsüm’lerin sürüsüne bereket
Yerine bir Gülsüm’cük bulunur elbet
Gider Gülsüm gelir Gülsüm
Azrail ettiğin bulsun
İstanbul deyince aklıma
Ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
Sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil
Samsun’dan Sürmene’den Sinop’tan
Yaz demez kış demez mutlaka gelir
Kirli yelkeninde yeni bir yama
Demirinin pası gelir dilime
Nabzımda duyarım motorunun hızını
Canımın içine sokasım gelir
İri kalçaları pullu denizkızını
İstanbul deyince aklıma
Takalar gelir
Alçakgönüllü kalender
Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer
İstanbul deyince aklıma
Koca Sinan gelir
On parmağı on ulu çınar gibi
Her yandan yükselir
Sonra gecekondular gelir ardısıra
İsli paslı yetim
Eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim
Yukarıdaki şiir Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “İstanbul Hatırası” adlı şiiri.Cevap olarak iyi gitmiş.Benim cevabım ise sadece ORTAKÖY.
Dostlar ve İstanbul boğazı.
uzak kalınca çılgınlar gibi özlediğin o büyüleyici şehir gelir,kalabalığını bile özlersin…
Bazen içinden bazen içindekilerden nefret edilen garip mistik şehir.
Benim aklıma Mirkelam’ın İstanbul’da şarkısı geldi şu an.
İstanbul
Sevgisi içimde yaşayıp duran
Nazlı güzellerin şirin İstanbul
Hayali kafamda hükümdar süren
Görmez gözlerime görün İstanbul
Ortasında deniz kenarlar kara
Bu dünyada cennet olmuş kullara
Mehtapta sandallar ne hoş manzara
Sahildir yayladır yerin İstanbul
Gemilerin gelir peşi peşine
Şöhretin yayılmış hudut dışına
Ayrı bir güzellik başlı başına
Sevgi muhabbetin derin İstanbul
Edipler şairler yetişmiş sende
Ehl-i aşklar yanmış tutuşmuş sende
Bir aciz kimseyim Veysel’im ben de
Seversen olayım yârin İstanbul
Âşık Veysel
İSTANBUL DA SONBAHAR
mevsim rüzgarları ne zaman eserse
o zaman hatırlarım
çocukluk rüyalarım
şeytan uçurtmalarım öper beni annem yanaklarımdan
güzel bir rüyada
sanki sevdiklerim hayattalarken hala
akşama doğru azalırsa yağmur
kız kulesi ve adalar
ah burda olsan çok güzel hala istanbul’da sonbahar
her zaman kolay değil
sevmeden sevişmek
tanımak bir vücudu yavaşça öğrenmek
alışmak ve kaybetmek
istanbul bugün yorgun
üzgün ve yaşlanmış
biraz kilo almış ağlamış yine
rimelleri akıyor
TEOMAN - İSTANBUL’DA SONBAHAR
Varlığını unutmaya başladığımız hoşgörünün, dostluğun, misafirperverliğin, yardımlaşmanın, içtenliğin sebebi
maalesef böyle… ben konuya cok ıyımser bakamayacagım kusuruma bakmayın. Güzellikler içinde ama tamamen bir keşmekeşin varolduğu bir yer artık. yürürken iki dakika insanları izliyorum da deli gibi koşturma, bitkin, yorgun yüzler,solmuş kalpler, hırçın gözler… alıp götürüyor herşeyi İstanbul! Onu farketmemize izin vermeden!! Katlanması her geçen gün zorlaşıyor 
Acının etkileyici yüzü.
Şiirin tamamanı bulamadım bir dizinin bölümünde dinlemiştim.Cümle düşüklüğü fakat şiiri bilmediğim için düzeltemedim bileniniz varsa sevinirim. Yazarı Serdar Oğuz imiş. Güzel bir şiir paylaşmak istedim.
Istanbul,
Ertelenmis sevincler mujdelerin belki bugun dedigimiz yarinlara
Her mutsuz oldugunda, penceresinde nafile yazlar bekleyen, gelmediginde vefasiz sonbaharlara inat aglayan bir kadin biraktin
sucluluk duyma
uzerine yagmadi sevdigimin gozyaslari, yagsaydi uzerine silinirdi belki,
yoklugunda sitemle duvarlarina yazdiklari,
Alay edercesine yaktin yine bu gece isiklarini
Bu sevda dar geldi ya sokaklarina,
ya bizi birak, yada bogma karanliga
Inat etme, o yoksa yetmez binlerce isigin bu sehri aydinlatmaya
yoktu bir arzum o ışıklardan birinin altında onunla ayni yastiga bas koymaktan baska,
Bu senin sokaklarinda bir ev olsada…..
Ey istanbul!
Yine duymazliktan gelme, yetmez gucun o yoksa aydinlik sabahlara cikmaya….
haftanın sorusu talihlisi belli oldu..evet kitap ödülünü “satrpialo” kazandı..kendilerini tebrik ediyorum..kendisinden iletişim bilgileri alınıp en kısa sürede kargoyla kitaplar adresine gönderilecektir..
yaaa benim şiirimde güzeldi :-)) tebrikler satrpialo…
gerçektenmi buna cok sevindim
ben bu yazdıgım şiiri bir arkadaşımın bana hediye ettiği şiir şehir istanbul adlı kitaptan okumuştum ve cok begenmiştim sizlerlede paylaşmak istedim
eger sizlerde bu özel yayını bulabilirseniz okumanızı tavsiye ediyorum istanbulla ilgili cok özel yazarların şiirleri var kitabın yanındada şiileri cok saygın sanatcılardan dinleyebileceginiz bir cd veriliyor
satırarası grubuna tekrar teşekkür ederim…….
Evet Şehriban hanım..sizin yazmış olduğunuz Serdar Oğuz’a ait olan şiirde çok güzeldi fakat cevaplar en son pazar akşamına kadardı..onun için değerlendirmeye alınmadı..
satrpialo tekrar tebrikler..bahsettiğiniz kitabı biliyorum gerçekten çok değerli ve özenle hazırlanmış bir çalışmadır..bende herkese tavsiye ediyorum..
Ben Şehriban hanım değil beyim ama haklısınız ismimi duyanlar bayan zannediyor nadirdir erkek çocuklarına kullanmak. Biz 6 erkek kardeşiz benim olduğumda çok kız çocuğu istiyorlarmış kızda olsa erkekte olsa Şehriban olucak demişler ve olmuş…
kusura bakmayın..evet dediğiniz gibi şaşırtıcı..bende ilk defa duyuyorum..ilk defa duyuyorum derken erkek ismi olarak..tekrar kusura bakmayın Şehriban Bey..
nö prob.
İstanbul deyince aklıma, istanbuldan başka istanbul olmadığı; kalabalıklığıyla , kargaşasıyla, güzelliğiyle, muhteşemliğiyle bir bütün olduğu ve de onsuz yapamayacağım aklıma geliyor …
Şehri İstanbul..
Uzaktan bakıldığında aşık olunacak kadar güzel;
İçine girdiğinde korkulacak kadar büyülü…
YENİ HAFTANIN SORULARINI BEKLİYORUZ
Gülay’ın o güzel sesinden İstanbul ağlıyor şarkısı…
istanbul boğazı ve tarihi yarımada…
cennet ve yansıma
Arnavut kaldırımları.