h1

Haftanın Sorusu? (*)

Kasım 6, 2006

haftanın sorusu

Istanbul deyince akliniza

ne geliyor?

27 yorum

  1. Sevgili satirarasi takipçileri bundan sonra (*) işareti gördüğünüz “haftanın sorusu” bölümü kitap hediyelidir. Bu haftanın en güzel cevabını verecek satırarası takipçisi kitap ödülü olarak Mevlana İdris’in küçük boy kitaplarından oluşan 5′li kitap setini kazanacak..Soruya 12 Kasım Pazar günü akşamına kadar cevap verebilirsiniz..


  2. İstanbul deyince aklıma ilk olarak 7 tepe üzerine kurulan ondan ayrıldığında deli gibi özlediğin dünyanın en güzel şehri geliyor.


  3. İstanbul deyince aklıma martı denir
    Yarısı gümüş, yarısı köpük
    Yarısı balık yarısı kuş
    İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
    Bir varmış, bir yokmuş

    İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
    Anadolu’da toprak damlı bir evde
    Gülcemal üstüne türküler söylenir
    Süt akar cümle musluklarından
    Direklerinde güller tomurcuklanır
    Anadolu’da toprak damlı bir evde çocukluğum
    Gülcemalle gider İstanbul’a
    Gülcemalle gelir

    İstanbul deyince aklıma
    Bir sepet kınalı yapıncak gelir
    Şehzadebaşı’nda akşam üstü
    Sepetin üstünde üç tane mum
    Bir kız yanaşır insafsızca dişi
    Boyuna bosuna kurban olduğum
    Kalın dudaklarında yapıncağın balı
    Tepeden tırnağa arzu dolu
    Sam yeli söğüt dalı harmandalı
    Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
    Şehzadebaşı’nda akşam üstü
    Yine zevrak-ı derunum
    Kırılıp kenara düştü

    İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
    Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
    Cezayir marşı gelir
    Dört başı mamur bir gelin odası
    Haraç mezat satılmakta
    Bir gelinle güvey eksik yatakta
    Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
    Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
    Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
    Paslı Acem kılıçları
    Amerikan kovboyları
    Eller yukarı

    Ne kadar da beyaz elbiseleri
    Amerikan deniz erleri
    Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
    Sütten duru buluttan beyaz
    Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
    Yakışmaz
    Ama harbederken onlara
    Bambaşka elbiseler giydirirler
    Kan rengi, barut rengi, duman rengi
    Kin tutar kir tutmaz

    İstanbul deyince aklıma
    Kocaman bir dalyan gelir
    Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
    Gerinir Beykoz’da
    Kimi Fenerbahçe’de yan gelir
    Dalyanda kırk tane Orkinos
    Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
    Orkinos dediğin balıkların şahı Orkinos mavzerle gözünden vurulur
    Denizin içinde ağaçlar devrilir
    Kan çanağına döner dalyanın yüzü
    Camgöbeği yeşili bulanır
    Bir çırpıda kırk Orkinos
    Reisin sevinçten dili dolanır
    Bir martı gelir konar direğe
    Atılan Kolyosu havada yutar
    Bir başkasını beklemez gider
    Balıkçı gülümser tatlı tatlı
    Adı Marikadır bu martının der
    Her zaman böyle gelir böyle gider

    İstanbul deyince aklıma Adalar gelir
    Dünyanın en kötü Fransızcası orda harcanır
    Çalımından geçilmez altmışlık madamların
    Ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
    Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların

    İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
    Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
    Ama şu Kızkulesinin aklı olsa
    Galata kulesine varır
    Bir sürü çocukları olur

    İstanbul deyince aklıma
    Tophane’de küçücük bir sokak gelir
    Her Allahın günü kahvelerine
    Anadolu’dan bir sürü fakir fukara gelir
    Kimi dilenecek dilenmesine utanır
    Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
    Dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
    Çöpçü olmuştur bugüne bugün
    Kiminin sırtında perişan bir küfe
    Kiminin sırtında nakışlı semer
    Şehrin cümbüşüne katılır gider
    Kalın yağlı bir kolana koşulur
    Piyano taşırlar omuz omuza
    Kendinden ağır yükün altında adamlar
    Balmumu gibi erir dururlar
    Sonra kanter içinde soluk alırlar
    Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
    Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
    Nazdan nazik çiniden bilezik eller
    Derken
    Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses
    Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
    Hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
    Gamı şadiyi felek
    Böyle gelir böyle gider

    İstanbul deyince aklıma
    Stadyum gelir
    Güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
    Hepsinin dudağında İstiklal Marşı
    Bulutlar atılır top top pare pare
    Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
    Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
    İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm

    İstanbul deyince aklıma
    Stadyum gelir
    Kanımın karıştığını duyarım ılık ılık
    Memleketimin insanlarına
    Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
    Ben de bağırırım birlikte
    Avazım çıktığı kadar
    Göğsümü gere gere
    Ver Lefter’e yaz deftere
    Stadyum gelir
    İstanbul deyince aklıma
    Binlerce insanın aynı anda
    Aynı şeyi duymasından doğan sevincin
    Heybetini düşünürüm
    Birbirine eklenir kafamda
    Binler yüzbinler milyonlar
    Sonra bir mısra havalanır ürkek
    Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar

    İstanbul deyince aklıma
    Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
    Şimdi Orhan Veli gelir
    Demindenberi dilimin ucundasın Orhan Veli
    Demindenberi senin tadın senin tuzun
    Senin şiirin senin yüzün
    Yaralı bir güvercin misali
    Başımın üstünde dolanır durur
    Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
    Neresine mi arayan bulur
    Erbabı bilir
    Deli eder insanı bu şehir deli
    Kadehlerin çınlasın Orhan Veli

    İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
    Burgaz adasında kıyıda
    Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
    Mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
    İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
    Bütün İstanbul’u dolaşırlar elele başbaşa
    Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
    Sivriadada da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
    Ziba mahallesinde gece yarısı
    Sabaha Galata’dan geçer yolları
    Maytaba alacakları tutar kahvede
    Zararsız bir deliyi
    Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
    Çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
    Sonra oturup sessizce ağlarlar

    İstanbul deyince aklıma
    Sait Faik gelir
    Taşında toprağında suyunda
    Fakirin fukaranın yanıbaşında
    Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
    Kıldan ince kılıçtan keskin
    Hep iyiden güzelden yana
    Hep kimsesizlerin

    İstanbul deyince aklıma
    Said’in son yılları gelir
    Hey Allahım en güzel çağında Said’e
    Dört beş yıl ömrün kaldı denir
    Sait Sait olur da nasıl dayanır
    Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
    İhtiyar balıkçı pis pis düşünür
    Bir zehir yeşilidir açılır
    Bir yeşil ki ciğerine işler adamın
    Bir yeşil ki kasıp kavurur
    Küçük mavi çocuk
    İhtiyar balıkçı
    Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
    İstanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
    Dilimiz yaşadıkça yaşasın Said’in şiiri

    İstanbul deyince aklıma
    Sabiyem gelir
    Sabiyem boynundan büyük bir demetle
    Sarıyer’den gelir Pendik’ten gelir
    Bahar nereden gelirse velhasıl
    Sabiyem oradan gelir
    Ne delidir ne divane
    Aslını ararsan çingenedir
    Tepeden tırnağa güneştir
    Topraktır
    Anadır
    Analar içinde bir tanedir
    Biri sırtında biri memesinde biri karnında
    Karnı her daim burnundadır
    Canını mendil gibi takar dişine
    Yürekten birşeyler katar işine
    Bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar
    Alçakgönüllüdür Sabiyem
    Hem maşa satar, hem göbek atar
    Ver bir çeyrek güzelim der
    Neyse halin o çıksın falin
    Canı çıkar Sabiyemin falı çıkmaz
    Sonra anlatır dün gece başına gelenleri
    Görürüm üryamda bir sarı yılan
    Cenabet uğraşır durur benimlen
    Uyanır bakarım benim bebeler
    Yatağın ucuna kaymış
    Ayağımın parmaklarını emer

    İstanbul deyince aklıma
    Bir basma fabrikası gelir
    Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
    Dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
    Kanter içinde mahzun
    Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
    Fabrikada pencereler tavana yakın
    Al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
    Dışarda ağaçlar dizi dizi
    Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
    Niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
    Dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
    Dışarda dışarda dışarda
    Mevsim gürül gürül akıp gidiyor
    Ondokuz yaşında Eyüplü Gülsüm
    Dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
    Kötü kötü düşünüyor
    İpeğin akışına doyum olmaz
    Ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
    Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz
    Bir top Amerikandan neler çıkmaz
    Perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
    Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi
    Gülsüm’ün gözleri kamaşır
    Üçüncü oğlanı doğururken Gülsüm
    Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
    Gülsüm’lerin sürüsüne bereket
    Yerine bir Gülsüm’cük bulunur elbet
    Gider Gülsüm gelir Gülsüm
    Azrail ettiğin bulsun

    İstanbul deyince aklıma
    Ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
    Sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil
    Samsun’dan Sürmene’den Sinop’tan
    Yaz demez kış demez mutlaka gelir
    Kirli yelkeninde yeni bir yama
    Demirinin pası gelir dilime
    Nabzımda duyarım motorunun hızını
    Canımın içine sokasım gelir
    İri kalçaları pullu denizkızını

    İstanbul deyince aklıma
    Takalar gelir
    Alçakgönüllü kalender
    Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer
    İstanbul deyince aklıma
    Koca Sinan gelir
    On parmağı on ulu çınar gibi
    Her yandan yükselir
    Sonra gecekondular gelir ardısıra
    İsli paslı yetim
    Eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim


  4. Yukarıdaki şiir Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “İstanbul Hatırası” adlı şiiri.Cevap olarak iyi gitmiş.Benim cevabım ise sadece ORTAKÖY.


  5. Dostlar ve İstanbul boğazı.


  6. uzak kalınca çılgınlar gibi özlediğin o büyüleyici şehir gelir,kalabalığını bile özlersin…


  7. Bazen içinden bazen içindekilerden nefret edilen garip mistik şehir.


  8. Benim aklıma Mirkelam’ın İstanbul’da şarkısı geldi şu an.


  9. İstanbul

    Sevgisi içimde yaşayıp duran
    Nazlı güzellerin şirin İstanbul
    Hayali kafamda hükümdar süren
    Görmez gözlerime görün İstanbul

    Ortasında deniz kenarlar kara
    Bu dünyada cennet olmuş kullara
    Mehtapta sandallar ne hoş manzara
    Sahildir yayladır yerin İstanbul

    Gemilerin gelir peşi peşine
    Şöhretin yayılmış hudut dışına
    Ayrı bir güzellik başlı başına
    Sevgi muhabbetin derin İstanbul

    Edipler şairler yetişmiş sende
    Ehl-i aşklar yanmış tutuşmuş sende
    Bir aciz kimseyim Veysel’im ben de
    Seversen olayım yârin İstanbul

    Âşık Veysel


  10. İSTANBUL DA SONBAHAR
    mevsim rüzgarları ne zaman eserse
    o zaman hatırlarım
    çocukluk rüyalarım
    şeytan uçurtmalarım öper beni annem yanaklarımdan
    güzel bir rüyada
    sanki sevdiklerim hayattalarken hala
    akşama doğru azalırsa yağmur
    kız kulesi ve adalar
    ah burda olsan çok güzel hala istanbul’da sonbahar
    her zaman kolay değil
    sevmeden sevişmek
    tanımak bir vücudu yavaşça öğrenmek
    alışmak ve kaybetmek
    istanbul bugün yorgun
    üzgün ve yaşlanmış
    biraz kilo almış ağlamış yine
    rimelleri akıyor

    TEOMAN - İSTANBUL’DA SONBAHAR


  11. Varlığını unutmaya başladığımız hoşgörünün, dostluğun, misafirperverliğin, yardımlaşmanın, içtenliğin sebebi :( maalesef böyle… ben konuya cok ıyımser bakamayacagım kusuruma bakmayın. Güzellikler içinde ama tamamen bir keşmekeşin varolduğu bir yer artık. yürürken iki dakika insanları izliyorum da deli gibi koşturma, bitkin, yorgun yüzler,solmuş kalpler, hırçın gözler… alıp götürüyor herşeyi İstanbul! Onu farketmemize izin vermeden!! Katlanması her geçen gün zorlaşıyor :(


  12. Acının etkileyici yüzü.


  13. Şiirin tamamanı bulamadım bir dizinin bölümünde dinlemiştim.Cümle düşüklüğü fakat şiiri bilmediğim için düzeltemedim bileniniz varsa sevinirim. Yazarı Serdar Oğuz imiş. Güzel bir şiir paylaşmak istedim.

    Istanbul,
    Ertelenmis sevincler mujdelerin belki bugun dedigimiz yarinlara
    Her mutsuz oldugunda, penceresinde nafile yazlar bekleyen, gelmediginde vefasiz sonbaharlara inat aglayan bir kadin biraktin
    sucluluk duyma
    uzerine yagmadi sevdigimin gozyaslari, yagsaydi uzerine silinirdi belki,
    yoklugunda sitemle duvarlarina yazdiklari,
    Alay edercesine yaktin yine bu gece isiklarini
    Bu sevda dar geldi ya sokaklarina,
    ya bizi birak, yada bogma karanliga
    Inat etme, o yoksa yetmez binlerce isigin bu sehri aydinlatmaya
    yoktu bir arzum o ışıklardan birinin altında onunla ayni yastiga bas koymaktan baska,
    Bu senin sokaklarinda bir ev olsada…..
    Ey istanbul!
    Yine duymazliktan gelme, yetmez gucun o yoksa aydinlik sabahlara cikmaya….


  14. haftanın sorusu talihlisi belli oldu..evet kitap ödülünü “satrpialo” kazandı..kendilerini tebrik ediyorum..kendisinden iletişim bilgileri alınıp en kısa sürede kargoyla kitaplar adresine gönderilecektir..


  15. yaaa benim şiirimde güzeldi :-)) tebrikler satrpialo…


  16. gerçektenmi buna cok sevindim
    ben bu yazdıgım şiiri bir arkadaşımın bana hediye ettiği şiir şehir istanbul adlı kitaptan okumuştum ve cok begenmiştim sizlerlede paylaşmak istedim
    eger sizlerde bu özel yayını bulabilirseniz okumanızı tavsiye ediyorum istanbulla ilgili cok özel yazarların şiirleri var kitabın yanındada şiileri cok saygın sanatcılardan dinleyebileceginiz bir cd veriliyor
    satırarası grubuna tekrar teşekkür ederim…….


  17. Evet Şehriban hanım..sizin yazmış olduğunuz Serdar Oğuz’a ait olan şiirde çok güzeldi fakat cevaplar en son pazar akşamına kadardı..onun için değerlendirmeye alınmadı..

    satrpialo tekrar tebrikler..bahsettiğiniz kitabı biliyorum gerçekten çok değerli ve özenle hazırlanmış bir çalışmadır..bende herkese tavsiye ediyorum..


  18. Ben Şehriban hanım değil beyim ama haklısınız ismimi duyanlar bayan zannediyor nadirdir erkek çocuklarına kullanmak. Biz 6 erkek kardeşiz benim olduğumda çok kız çocuğu istiyorlarmış kızda olsa erkekte olsa Şehriban olucak demişler ve olmuş… :)


  19. kusura bakmayın..evet dediğiniz gibi şaşırtıcı..bende ilk defa duyuyorum..ilk defa duyuyorum derken erkek ismi olarak..tekrar kusura bakmayın Şehriban Bey..


  20. nö prob.


  21. İstanbul deyince aklıma, istanbuldan başka istanbul olmadığı; kalabalıklığıyla , kargaşasıyla, güzelliğiyle, muhteşemliğiyle bir bütün olduğu ve de onsuz yapamayacağım aklıma geliyor …


  22. Şehri İstanbul..

    Uzaktan bakıldığında aşık olunacak kadar güzel;

    İçine girdiğinde korkulacak kadar büyülü…


  23. YENİ HAFTANIN SORULARINI BEKLİYORUZ


  24. Gülay’ın o güzel sesinden İstanbul ağlıyor şarkısı…


  25. istanbul boğazı ve tarihi yarımada…


  26. cennet ve yansıma


  27. Arnavut kaldırımları.


Yorum Yapın