
Amfora’da Saklı Sözler
Kasım 7, 2006
Ahmet Özken, nişanlısı Ayşe’nin doğum gününü sıra dışı bir şekilde kutlamak istiyordu. Ahmet, Ayşeler’i ziyarete gittiği bir günde apartmanın posta kutusunda Altınyunus Oteli’nin logosu olan bir zarf bulur. Ayşe’ye zarfı verir. Ayşe zarfı açar ve zarftan Ayşe’ye hitaben yazılmış bir mektup çıkar. “Sn. Ayşe Hanım, Yunus Grubu’na bağlı bir turistik işletmede doldurduğunuz bir form dolayısıyla, sadece 13 Temmuz günü geçerli olmak üzere Yunus Dalgıçlık Kulübü’nde iki kişilik dalış hakkı kazandınız.” Ayşe mektubu okuyunca çok sevinir. “Harika, hem de tam doğum günümde, mükemmel bir hediye. Üstelik hayatımda hiç dalgıç kıyafetleriyle dalmadım. Ahmet, birlikte gideriz, harika bir fırsat bu.” Ahmet her şeyden bihabermiş gibi, “Gitmesek daha iyi, bedava şeyler çok iyi olmaz. Gideriz, bunlar bedavacı diye oksijen tüpünü filan eksik doldururlar, bilmez denizin dibinde boğulur kalırız sonra.” der. Buna rağmen Ayşe ısrarcı olur ve 13 Temmuz günü sabahı, Dalış Kulübü’nün yolunu tutarlar. Saat on civarında varırlar ve ön bilgilenme eğitiminden geçerler. Profesyonel olmayan insanlara turistik yerlerde, altı-yedi metreye kadar dalış izni verilmekte, ancak önden denizin altında iletişim kurabilmek için işaret dili eğitimiyle birlikte, oksijen almaya yardım eden parçaların kullanımı öğretilmektedir.
Eğitimin tamamlanmasının ardından balık adam kıyafetlerini giyer, tüplerini takarlar ve dalışı yaparlar. Denizin dibine dalış öğretmeni, Ayşe ve Ahmet inerler. Ahmet ve dalış öğretmeni bir başka noktaya bakarken Ayşe denizin dibinde bir amfora bulur. Topraktan yapılma, su testisine benzer kaplar. Ayşe hazine bulmuşçasına sevinir. Öyle ya, insan ilk dalışında amfora mı bulur? Üstelik binlerce kişinin dalış yaptığı tesiste ‘amfora’yı bulmak ona nasip olmuştur. O kadar sevinir ki, neredeyse oksijen almaya yarayan parça ağzından çıkar. Yüzeye çıkarlar ve balık adam kıyafetleriyle birlikte kumsala otururlar. Ayşe sevinçten havaya uçmaktadır: “Allah önce doğum günümde buraya gönderdi; ardından bana bir amfora buldurdu. Harika bir doğum günü!” Ayşe bunları söylerken bir taraftan da amforayı boşaltmaya çalışmaktadır. Amfora’nın içinden önce kumlar, taşlar çıkar, ardından da küçük cam bir şişe. Şişenin içinde iki de inci küpe görünmektedir.” Ayşe iyice sevinir, bağıra bağıra “Allah önce doğum günümde buraya gönderdi; ardından bana bir amfora buldurdu. Şimdi de bir hazine buldum.” der. Şişenin mantar tıpasını açmaya çalışır. Mantar tıpanın çıkmasıyla birlikte içinden küçük bir de not kağıdı çıkar. Not kağıdında şunlar yazılıdır: “Hayatımın incisine inciler yakışır. Ahmet.”
Ayşe şok olur; sevinç gözyaşlarına boğulur. Çevrelerine toplanmış insanlar, Ahmet’in hazırladığı bu sürprizi bilmekte ve onların fotoğraflarını çekmektedir. Dönüş yolunda Ahmet sürücü koltuğunda Ayşe sağ tarafta oturmaktadır. Ayşe bir elindeki şişeye, bir de diğer elindeki şişeye ve inci küpelere bakmaktadır: “Hepsi benim için mi, hepsi benim için mi?” diye sevinç gözyaşlarını sürdürmektedir.
Melih Arat - Sıra Dışı Yaşam Becerileri
harika bir derleyiş olmuş emeklerinize sağlık