
Sen ve Ben
Kasım 21, 2006
Şimdi sen ve ben, oturup konuşalım bir ağaç altında. Sen anlat bir şeyler. İstersen sonbahardan söz et. İstersen öykülerden. İstersen, olmayacak bir şey düşünelim bugün. Ama hiç olmayacak bir şey. Ellerimizden doğduğunu Nil Nehri’nin ve akıp gittiğimizi atlaslar boyunca…
Şimdi yanımızdan geçen şu sokak kedisi var ya; her gün beni bekliyor sanıyorum. Yanılıyorum. Olsa olsa bir ağaçtır onun istediği, bir sıçrayışta yakalamaktır daldaki kuşu. Olsa olsa uykulu bir bekleyiştir güneş altında. olsa olsa bir oyundur yere düşen ışıkla.
Dün anahtarımı kaybettim. Anahtar olmayınca kapıların hiç anlamı yok. Çok da zormuş bir kapının dışında kalmak. Herşeyin dışında kalmak gibi. Herşey içerde biliyorsun. Yeni diktiğim sardunya, elbiselerim, resimlerim. Hatta yelkenli gemilerim, kendi kendime gülümsemelerim, sözlerim, sesim…
Sen anlat bir şeyler. De ki; denizin gölgesi düşmüş kentin üstüne. Mavi bir iz bırakmış uçup giden martılar. De ki; çok soğuk bu günlerde apartmanların yüzü. De ki; silindim caddelerdeki kalabalıkta.
Biliyor musun, bütün şarkılar ritmini şaşırıyor sen konuşurken. Trompet çalmayı unutuyor kırmızı beyaz saçlı turna. Ben de unutuyorum bir şeyler. Ama ne bilmiyorum inan, hiç sorma.
İstersen sonbahardan söz et. İstersen öykülerden. Oturup konuşalım bir ağaç altında. Biri senin olsun sözlerin, biri benim. Sen unut bir şeyi, başka bir şeyi de ben. Ve sen gülümse konuşurken. De ki; var mıydı bu kentte böyle bir ağaç.
Ama sen daha bir şey söylemedin ki!
Melek ÇE
İllüstrasyon: Sevgi İçigen
“Ama sen daha bir şey söylemedin ki!”
güzel olmuş tebrikler