
Susmaya gidiyorum.
Birazdan dönerim…


Yaş 35 yolun yarısı değil
O senin zamanındaydı Tarancı
Yollarımızı, yaşlarımızı şaşırdık
Ne doğduğu belli güneşin, ne de batışı
Ar damarı çatladı, değişti kalp atışı
Yitirdik neyimiz varsa güzelden yana
Bozuk para gibi harcıyoruz birbirimizi
Doğru olanı terk ettik, yanlışa saptık
Kardeş kanına buladık ellerimizi
Kimse kurtaramaz Tarancı, kimse bizi…
Zamansız yağıyor sakaklara kar
Mor halkalar koyu, çizgiler derin
İçimizde özlemi güzel günlerin
Sana dost olan aynalar bize yabancı
Genç ile ihtiyar farksız simdi Tarancı
Sular daha çabuk boğmakta insanları
Gökyüzündeki renkler daha başkalaştı
Ateş daha da çok yakıyor benliğimizi
Dert üstüne dert, acı üstüne acı
Kıyamet kopacak,
Kopmalıdır da Tarancı
Mevsimler değişti bir bir
Ne kışın kış olduğu belli,
Ne yazın yaz
Cenazeler, tarumar olmuş bahçeler
O kadar çoğaldı ki Tarancı
Üzüntüler bir anlık
Gözyaşları yalancı
Senin dediğin taht misali o musalla taşına
Koymaya değmez oldu insanlar
İstemez bundan böyle bu toprak bizi
Ellerimiz harama,
Dilimiz yalana alıştı
İnsanlıktan ırak kıldık kendimizi
Kimse kurtaramaz Tarancı, kimse bizi
İlkan San


Gençlik, hayatın muayyen bir devresi ile alakalı değildir.
İnsan, inancı derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır.
Kendisine olan güveni derecesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır.
Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde de yaşlıdır.


Çok zengin bir adam, aynı zamanda Sokrat’ın hayranıdır. Adam öldükten sonra bütün servetinin Sokrat’a bırakılmasını vasiyet eder. Bir süre sonra Sokrat’a bir çuval dolusu altın getirip teslim ederler. Sokrat, altın dolu çuvalı alarak bir sandalla denize açılır ve altınları denize atmaya başlar sonra da:
- Ey altınlar, işte sizi batırıyorum ki, siz de benim ruhumu batırmayasınız, der.


Örümcek ipinin tüm ipliklerden daha sağlam ve esnek olduğu zaten biliniyordu. Şimdi de örümcek ipinin burulma etkisi ile fır dönmediği ispatlandı. Fransız bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre örümcek ipinin şekil hafızası var. Buna göre iplik burulma kuvvetini emiyor ve burulduğunda müthiş gevşeme kabiliyetiyle başlangıçtaki şeklini alıyor. Bu da dağcıların başına geldiği gibi örümceğin ipin ucunda fır dönmesini engelliyor ve çevre şartları ne olursa olsun ipin ucunda aşağı sallanmış haldeyken sabit şekilde durabilmesini sağlıyor. Araştırmacılar, örümcek ipliğinin bu özelliğinin, onu oluşturan proteinlerin girift şekilde birbirinin içine geçmiş olmasından ileri geldiğini düşünüyor.


Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
”Seni seviyorum” sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni özlemek…
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana… Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek… Aynı mekânlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak… Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.