Archive for Aralık, 2006

h1

Just The Way You Are

Aralık 27, 2006

just the way you are

I never take anything for granted
Only a fool maybe takes things for granted
Just because it’s here today
It can be gone tomorrow
I guess that’s why, why I cherish you so much
Because you, you haven’t changed
Baby you still the same
And you just as sweet you just as beautiful as ever
You know I’m little old fashioned
I guess you can call me a little traditional
Because I love things to stay back they are between you and me
That’s one thing that
You never in your life ever have to worry about me
If I’ll ever change towards you because
Baby I love you
Girl I love you
Just the way you are

Don’t go changing, trying to please me
You never let me down before
I don’t imagine you’re too familiar
And I don’t see you anymore
I would not leave you in times of trouble
We never could have come this far
I took the good times, I’ll take the bad times
I’ll take you just the way you are

Don’t go trying some new fashion
Don’t change the color of your hair
You always have my unspoken passion
Although I might not seem to care

I don’t want clever conversation
Don’t want to work that hard
I just want some someone to talk to
I want you just the way you are.

I need to know that you will always be
The same old someone that I knew
What will it take till you believe in me
The way I believe in you.

I said I love you that’s forever
This I promise from my heart
I could not love you any better
I love you just the way you are.

I don’t want clever conversation
I don’t want to work that hard
I just want some someone to talk to
I want you just the way you are
I want you the way you are
Don’t go changing, trying to please me
I said I love you
Girl, it’s forever
I love you just the way you are

Barry White

h1

A Love Story

Aralık 27, 2006

love story

h1

Batının Nüfus Savaşı

Aralık 27, 2006

batı

Batılı ekonomistlerin, özellikle üçüncü dünya ülkelerini açlıkla korkutarak onları nüfus planlamasına zorlamalarına karşın Amerikan US News dergisi konuyla ilgili olarak şu tespiti yapmıştır:

“Dünya nüfus artış hızıyla orantılı olarak buğday üretiminde de bir patlama yaşanıyor. Eğer batılı güçler üçüncü dünya ülkelerinde kurdukları kolonilere son verirlerse insanlık rahat bir nefes alacak ve iddia edildiği gibi kıtlıkta olmayacak.”

Yine konuyla ilgili olarak; Kanada dışişleri bakanlığı büyükelçilerinden Gilles Grandin:

“Üçüncü dünya ülkelerinde toplu katliamlar yerine şimdi insanları ikna ederek bireysel katliamlar gerçekleştirilmek isteniyor. Bir taraftan anneye bebeğini öldür diyorlar, diğer yandan da sağlıklı ve refah içinde yaşayacaksın diyorlar, bu hiçte mantıklı değil.” diyerek batılıların ikiyüzlülüğünü ortaya koymuştur.

h1

Yağmur ve Düşündürdükleri

Aralık 27, 2006

yağmur ve düşündürdükleri

Bir sabah uyansam odamın penceresine vuran yağmur damlalarının sesiyle..
 
Yataktan kalkmamak saatlerce. Dinlemek o sesi. Huzur belki de budur. Küçük yağmur damlalarının  melodisini dinlerken gözlerini kapatıp düşünmek bir an. Aniden yüzünün gülümsemesi. İşte budur abi demek belki de. Yataktan aniden fırlayıp dağılan saçlarına aldırmadan,pijamalarının haline aldırmadan mutfağa koşup çayı demlemek bir an önce. Sonrasında bir battaniyeye sarılıp geçmek cam kenarına. Sokağın ıssızlığının sana bu kez tuhaf gelmemesi ve içinde bilmediğin tuhaf bir huzurun dolması işte. Mutluluk bu belki de. Doğanın sana hediye ettiği ve başkasında yaşayamadığın o huzur mutluluğun. O sessizliğin..
 
Bir litrelik bir kupaya bol limonlu bir çay koyarken sobanın üzerinde kızarttığın üç dilim ekmek. Annenin bahçeden toplayıp yaptığı mis kokulu çilek reçeli. Kapı komşunun yolladığı taze bal. Biraz yağlı peynir ve beyazını ayırıp sarısını kahvaltı tabağına koyduğun çift sarılı yumurta en tazesinden.
 
İnsanın iştahı açılıyor dimi. Biraz müzik daha sonrasında. Belki yitirdiğin umutlarının yeniden şahlanması. Yeniden gün doğması yüreğine. Yağmurun ruhunu yenilemesi bir nevi.
 
Ya da yataktan hiç kalkmamak. Uyumak, uyumak, uyumak. Dönüp durmak sıcacık yatağında.

Bir gün olsun düşünmemek işi gücü okulu…

Hadi tatil gelsin..

h1

Christmas

Aralık 27, 2006

christmas

h1

When You Say Nothing At All

Aralık 26, 2006

when you say

It’s amazing how you can speak right to my heart
Without saying a word, you can light up the dark
Try as I may I could never explain
What I hear when you don’t say a thing

The smile on your face let’s me know that you need me
There’s a truth in your eyes saying you’ll never leave me
The touch of your hand says you’ll catch me wherever I fall
You say it best when you say nothing at all

All day long I can hear people talking out loud
But when you hold me near, you drown out the crowd
Try as they may they can never define
What’s being said between your heart and mine

The smile on your face let’s me know that you need me
There’s a truth in your eyes saying you’ll never leave me
The touch of your hand says you’ll catch me wherever I fall
You say it best when you say nothing at all

The smile on your face let’s me know that you need me
There’s a truth in your eyes saying you’ll never leave me
Touch of your hand says you’ll catch me wherever I fall
You say it best when you say nothing at all

You say it best when you say nothing at all
You say it best when you say nothing at all
You say it best when you say nothing at all
You say it best when you say nothing at all

Ronan Keating

h1

Mutlu Aşk Yoktur

Aralık 26, 2006

mutlu aşk yoktur

İnsan her şeyi elinde tutamaz hiç bir zaman
Ne gücünü ne güçsüzlüğünü ne de yüreğini 
Ve açtım derken kollarını bir haç olur gölgesi
Ve sarıldım derken mutluluğuna parçalar o şeyi 
Hayatı garip ve acı dolu bir ayrılıktır her an
Mutlu aşk yoktur

Hayatı bu silahsız askerlere benzer
Bir başka kader için giyinip kuşanan
Ne yarar var onlara sabah erken kalkmaktan
Onlar ki akşamları aylak kararsız insan
Söyle bunları hayatım ve bunca gözyaşı yeter
Mutlu aşk yoktur

Güzel aşkım tatlı aşkım kanayan yaram benim
İçimde taşırım seni yaralı bir kuş gibi
Ve onlar bilmeden izler geçiyorken bizleri
Ardımdan tekrarlayıp ördüğüm sözcükleri
Ve hemen can verdiler iri gözlerin için
Mutlu aşk yoktur

Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye
Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek
En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek
Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek
Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
Mutlu aşk yoktur

Bir tek aşk yoktur acıya garketmesin
Bir tek aşk yoktur kalpte açmasın yara
Bir tek aşk yoktur iz bırakmasın insanda
Ve senden daha fazla değil vatan aşkı da
Bir tek aşk yok yaşayan gözyaşı dökmeksizin
Mutlu aşk yoktur ama
Böyledir ikimizin aşkı da 

Louis Aragon

h1

Japon Çalışma Ahlakı

Aralık 26, 2006

japon bayrağı

Japonya’nın gerek jeopolitik konumunun dezavantajı gerekse kıt hammadde kaynaklarına sahip olması dolayısıyla talihli bir ülke olduğu söylenemez. Üstüne üstlük İkinci Dünya Savaşı sonrası aldığı ağır yenilgi de hesaba katılırsa tarih sahnesinde ciddi bir yer edineceği akıldan oldukça uzak bir durumdu.

Fakat çekik gözlü bu minik insanlar ciddi bir “millet şuuru” ile atom bombasının külleri arasından dünyaya kafa tutabilecek büyük bir devlet ortaya çıkarabilmişlerdir.

Japonya’yı sözü dinlenir bir dünya gücü haline getiren faktörlerden biri de çalışma ahlakı ve iş disiplinidir.

İşte “Kimin himmeti milleti ise o tek başına bir millettir” sözüne Japon insanından güzel bir örnek:

Kumamato Elektronik fabrikasının imal ettiği çiplerde hata oranı yüksek çıkıyordu. Bunun sebebini bulmak, problemi gidermek için yapılan bütün çalışmalar neticesiz kalıyordu ve yöneticiler bundan dolayı büyük bir sıkıntı içindeydi.

Çalıştığı fabrikayı kendisinin bir parçası gibi gören 18 yaşındaki bir bayan işçi bir gün işe gidip gelirken uzaktan geçen trenin meydan getirdiği titreşimleri fark etti. Bana ne demeden bu titreşimlerin ürettileri hassas ürünleri etkileyebileceğini düşünüp bu tespitini çalıştığı bölümün başkanına anlattı. İncelemeler sonunda gerçekten hataların demiryolu titreşimlerinden kaynaklandığı doğrulandı ve alınan tedbirler sayesinde hata oranı en aza indirilerek problem çözüldü.

h1

Illegal Traffic

Aralık 26, 2006

illegal traffic

h1

Maç Yarın

Aralık 26, 2006

maç yarın

h1

Göz

Aralık 25, 2006

göz

İki parmağının ucunun iki gözüne koy…
Bir şey görebilir misin dünyadan?
Görememek ayıbı, gösterememek kusuru uğursuz nefsin parmağına ait işte…
Parmağını gözünden kaldır ilkin, sonra gör dilediğini böyle…
İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir.
Göz ise ancak Sevgiliyi görene denir.

Mevlana Celaleddin Rumi

h1

Otobüs ve Yönü

Aralık 25, 2006

bu otobüs hangi yöne gidiyor?

Bu otobüs hangi yöne gidiyor? Sadece bir tek yön tercih etme hakkınız var. Bu soru ABD’de okul öncesi çocuklara sorulmak için hazırlanmış bir sorudur.

Bazı uyarılar: Bunun normal bir otobüs olduğunu ve normal bir yolda gittiğini, içinde şoförün bulunduğunu, tekerleklerinin döndüğünü ve gitmekte olduğunu farzedin. Ayrıca resimdeki görüntü otobüsün arkası falan değil; geri geri de gitmiyor. Ya sağa ya sola gidiyor.. Ve cevabınızın gerekçesini yazmayı unutmayın..

h1

Bir Marş Nasıl Yazıldı?

Aralık 25, 2006

Mehmet Akif Ersoy

Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’nı nasıl yazdığını onunla o sıralar beraber kalmakta olan Hafız beki Efendi şöyle anlatır:

“Akif bir gece aniden uyandı, kâğıt aradı. Bulamayınca da kurşun kalemiyle yer yatağının sağındaki duvara marşın:

‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner taşarım;
Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım.’

mısrasıyla başlayan kıtasını yazdı. Sabahleyin namaza kalktığında, Mehmet Akif’i çakısıyla duvardaki yazıyı kazırken gördüm.”

h1

Çocukları Geleceğe Hazırlama

Aralık 25, 2006

john kennedy

John Kennedy (1917–1963) ABD’nin 35. başkanı olduğunda Robert ve Edward adlı iki kardeşini de hükümette önemli görevlere atamıştı. Bunun üzerine muhalefetten “Bu kadar olur mu? Başka adam mı yok.” diye itiraz sesleri yükselmeye başladı.

Bu tepkiler üzerine Kennedy şu açıklamayı yaptı:

“Onlar Kennedy’dir, farkları vardır! Biz bu üç erkek kardeş, henüz ilkokul sıralarında iken gazete okumaya başladık. Annem her sabah hepimizden önce kalkar, gazeteleri okur ve çok önemli yazı, yorum ve makaleleri kesip büyük bir panoya iğnelerdi… Biz kalkar, elimizi yüzümüzü yıkar  ve panonun önünde on-onbeş yazıyı okuduktan sonra kahvaltı yapmaya hak kazanırdık… Bu hal üniversite bitene dek sürdü…” 

h1

Rex

Aralık 25, 2006

rex