Archive for 21 Dec 2006

h1

Soldier Of Fortune

Aralık 21, 2006

soldier of fortune

I have often told you stories
About the way
I lived the life of a drifter
Waiting for the day
When I take your hand
And sing you songs
Maybe you would say
Come lay with me love me
I would surely stay

But I feel I’m growing older
And the songs that I have sung
Echo in the distance
Like the sound
Of a windmill going ’round
Guess I’ll always be…
A soldier of fortune

Many times I’ve been a traveller
I looked for something new
In days of old
When nights were cold
I wandered without you
Those days I thougt my eyes
Had seen you standing near
Though blindness is confusing
It shows that you’re not here

Now I feel I’m growing older
And the songs that I have sung
Echo in the distance
Like the sound
Of a windmill going ’round
Guess I’ll always be…
A soldier of fortune
I can hear the sound
Of a windmill going ’round
Guess I’ll always be
A soldier of fortune
Guess I’ll always be
A soldier of fortune

Deep Purple

h1

Rakamların Diliyle

Aralık 21, 2006

sigara

* Kanser ölümlerinin yüzde kaçı sigaradan kaynaklanmaktadır: 30

* Kalp hastalıklarının sebep olduğu ölümlerin yüzde kaçı sigaradan kaynaklanmaktadır: 35

* Türkiye’de her yıl sigaranın yol açtığı sağlık sorunlarından dolayı hayatını kaybeden insan sayısı ne kadardır: 100 bin

* Bu rakam trafik kazalarında hayatını kaybeden insan sayısının yaklaşık kaç katıdır: 15-20

* Bir yılda sigara nedeniyle hayatını kaybeden 100 bin kişiden ne kadarı sigara kullanıcısıdır: 90 bin

* Bu hayatını kaybeden 100 bin kişiden ne kadarı pasif içicidir: 10 bin

* Türkiye’de 15 yaş üzeri erkeklerin ne kadarı sigara içmektedir: % 62.8

* Türkiye’de 15 yaş üzeri kadınların ne kadarı sigara içmektedir: % 24.3

* Sigara tiryakilerinin ne kadarı çocukların yanında sigara içmektedir: % 60

* Türkiye’de 17 milyon sigara kullanıcısının günde ortalama 1 dolarlık sigara harcaması yaptığı varsayılırsa, yılda yaklaşık olarak ne kadar sigara harcaması yapılmaktadır: 6 milyar dolar

* Günde yarım paket sigara içenlerin içmeyenlere göre akciğer kanseri olma riski kaç kat fazladır: 7 (Bu oran günde bir paket içenlerde 12 kat, iki paket içenlerde 25 kattır.)

* Ülkemizde her yıl kaç kişi akciğer kanserine yakalanmaktadır: 30-40 bin

* Akciğer kanseri saptanan her 20 kişiden kaçı sigara kullanıcısıdır: 19

* 1990-2000 yılları arasında dünya sigara tüketimi sadece %5 oranında artarken,  bu oran Asya kıtasında ne kadara ulaşmıştır: % 30

* Gelişmekte olan ülkelerin dünya sigara tüketimindeki payı ne kadardır: % 71

* Ülkemizde lise mezunlarının sigara içme oranı ne kadardır: % 28

* Doktorların sigara içme oranı ne kadardır: % 44

* Öğretmenlerin sigara içme oranı ne kadardır: % 51

(Sigara konusunda yapılan araştırmalar fakirlik arttıkça ve eğitim düzeyi düştükçe daha çok sigara içildiğini göstermektedir. Diğer bir deyişle dünyada zenginlik ve eğitim düzeyi arttıkça sigara içme oranı azalıyor. Ancak ülkemizde tam tersi olmakta, eğitim ve gelir arttıkça sigara içme oranı artmaktadır.)

* Sigaraya yeni başlayanların % 90’ı hangi yaş grubundandır: 11-15

* 20 yaşından sonra sigaraya başlama oranı ne kadardır: % 3

Betül Tomör

h1

Türkiye’de Aşk Yasak Mıdır?

Aralık 21, 2006

Türkiye'de aşk yasak mıdır

‘Türkiye’de aşk yasak mıdır, yasaklı mıdır?’ Bir Batılı çıksa bu soruyu sorsa bizlere, ne cevap verirdiniz? Hani yabancı bir gazeteci gelse, bir gün de siyaset sormasa, ekonomi sormasa, hatta her zamanki gibi Türkiye-AB meselelerini sormasa, onun yerine şu basit ve temel soruyu sorsa: Sizin memleketinizde aşka nasıl bakar toplum?

Âşık olan insanlara nasıl yaklaşır toplumun geri kalanı? Sahi Türkiye’de aşk tutuklu mudur? İfade özgürlüğünü bir kenara bırakalım şimdilik, acaba âşık olma özgürlüğünden söz edilebilir mi Türkiye’de? Bu soruları sorsa bir yabancı gazeteci, ne cevap verirdiniz ona?

Elbette… Aşka önem veren, saygı duyan bir kültür bizimkisi. Bizim memleketimizde asırların ürünü nice aşk şarkısı, aşk türküsü, aşk hikayesi vardır. Bunları anlatırız çocuklarımıza. Televizyon dizilerine baksanız, onlarca dizi var ortalıkta, hepsinin de konusu aşk. Toplumun geri kalanı bu dizileri izler, dizilerdeki âşıklar için dua eder. Sonra mesela nice tepenin, yerin adı Âşıklar Tepesi, Âşıklar Adası, Âşıklar Sokağı’dır. Biz âşıklar kavuşup evlenince kutlarız, seviniriz. Öylesine pozitif bakarız bu meseleye. Hatta bizdeki tasavvuf geleneğinde “âşık” denir, hakikati arayana. Ve “maşuk”tur peşinden gittiğimiz, öylesine kıymetlidir aşk bizim kültürümüzde.

Batılı gazeteci bizi uzun uzun dinlese. Dese ki “İnanıyorum söylediklerinize, inanıyorum aşka önem verdiğinize. Yalnız anlayamadığım bir husus var. Ne kadar çok kan dökülüyor memleketinizde, ne kadar çok kişinin ocağı sönüyor sırf âşık oldular diye. Yani bakıyorum, suçları ne bu insanların? Suçları âşık olmak. Neden toplum cezalandırıyor âşık olan çiftleri? Ben işte bunu anlayamıyorum”. Böyle dese o yabancı gazeteci ne cevap verirdiniz?

Gazetelerde boy boy haberler. Âşık olduğu adama kaçan kızını vuran öfkeli, baskıcı babalar, “artık sana âşık değilim” dediği için karısını öldüren kocalar, eski karısının bir başkasına âşık olmasını hazmedemeyen eski kocalar, çocuklarına hayatı zindan eden analar babalar… Her tarafta bir şiddet ve tahammülsüzlük. Nedir bizleri bu kadar baskıcı ve katı kılan? Nedir, eskiden olduğu gibi âşık olan insanların önünde saygıyla eğilmemize mani olan?

Bir zamanlar bu memleket en güzel aşk hikayelerini, destanlarını, şarkılarını üretecek kadar severdi aşkı. Benim kuşağım ve bizden önceki kuşaklar; Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin hikayeleri dinleye dinleye büyüdük. O kadar sevdik ki bu hikayeleri toplumca, çocuklarımıza bu isimleri verdik. Bu aşk hikayeleri yüzünden nicelerimizin ismi Şirin ya da Leyla veya Aslı bu memlekette. Benim ismimin Elif olmasının sebebi Karacaoğlan’a ve Karacaoğlan’ın Elif’e aşkına ilgisidir annemin. Bir zamanlar bu memleket böylesine severdi aşk hikayelerini.

Biz eskiden korur kollardık âşıkları. Biz eskiden saygı duyardık aşka, yardım ederdik âşıklara. Neden değiştik? Tahammülsüzleştik? “Bir canı incittiysen bu kıldığın namaz değil” diyen tasavvuf kültürünün çıktığı topraklar değil mi burası? Nasıl olur da bir canı, canları bu kadar kolay inciten insanlara dönüşüverdik? Aslolan insandır. Aslolan aşktır. Ve aşk; kutsanacak, kutlanacak, korunacak, kollanacak kadar kıymetlidir.

Elif Şafak

h1

Mevlana ve Ölüm

Aralık 21, 2006

mevlana ve ölüm

“Canı sen aldıktan sonra ölüm şeker gibidir. Seninle olduktan sonra ölmek, tatlı candan da tatlıdır bize.” diyen Mevlâna’ya göre ölüm, ikinci bir doğuştu. Büyük mürşid, ölümle ilgili düşüncelerini bir gazelinde şöyle dile getirir:

“Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı bende bu dünyanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma, bu çeşit bir şüpheye düşme. / Benim için ağlama, “yazık yazık!” deme; şeytanın ayranına düşer, düzenine kapılırsan yazık olur, yazık yazık demenin sırası gelir. / Cenazemi görünce “ah ayrılık, ayrılık!” demeye kalkışma; kavuşup buluşmam o zamandır benim. / Beni kabre indirip bırakınca “elvedâ, elvedâ!” deme; çünkü kabir, can topluluğunun bir perdesidir. / Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret; güneşe, aya, batmadan ne ziyan gelir ki? / Sana batmak görünür amma doğmaktır o; mezar, hapis gibi görünür amma canın kurtuluşudur o. / Hangi tohum, yere ekildi de bitmedi; neden insan tohumu için de böyle düşünmüyorsun? /Hangi kova kuyuya salındı da dolu dolu çıkmadı; can Yusuf’u, ne diye kuyudan feryâd etsin? / Bu yanda ağzını yumdun mu aç o yanda; artık senin hay huyun, mekânsızlık âleminin havalarındadır.”

Dîvân-ı Kebîr, 3/169

h1

Plan

Aralık 21, 2006

plan