h1

Ben Bir Tırtılım

Nisan 15, 2007

bne bir tırtılım

Ben bir tırtılım.
İpek böceği olacağım sonunda.
En sonunda da kelebek.
Tırtılım..
Sığmıyorum kabuğuma..
Sevgi taşıyor her zerremden..
Parçalıyorum kozamı..
İpek böceğiyim artık..
Sevgiyle doluyum, yumuşacık..
Dut ağacında dolaşırken,
Şükranlarımı sunuyorum yapraklarına..
Sevgiyle doluyor hücrelerim..
Yırtıyorum her yeri..
Kelebeğim şimdi..
En güzel renklerimle uçuyorum..
Her an’ın kıymetini bilip
Her saniyemi dolu dolu yaşıyorum.
Çiceklerle oynaşıp, onları içime alıyorum.
Aşık oluyorum yeniden ve yeniden
Tanrı’nın tüm yarattıkları aracılığıyla O’na.
Coşkuyla karşılıyorum yaşamı ve ölümü
Ve gün sona ererken
Şükranlarımı sunuyorum yaratana
Benimle yaşadığı her saniye için..
Ve umarım ben de onu mutlu edebilmişimdir
Kıymetini bilip neşeyle karşıladığım her an için…

5 yorum

  1. Prenses İle Tırtıl

    Bir varmış bir yokmuş…Uzun zaman önce;kimilerine göre bilinmeyen,kimilerine göre keşfedilmemiş,kimilerine göre ise;gizemli bir ülke olan ”Portakal Çiçeği” ülkesinin bal arısı tatlı bir prensesi varmış…Prenses; neşeli,muzur ve çok cesur bir tabiata sahipmiş…Hiç yorulmazmış,kırlarda ve ormanda gezer,flüt çalar,çeşit çeşit çiçekleri koklar,yeni yeni arkadaşlar edinirmiş…Bir gün prenses yine ormanda gezerken,kötü ve yaşlı büyücü eşek, ağaçların arasında, çiçeklerin etrafında flüt çalarak,neşeyle dolaşan prensesi fark ederek,ağaçların arkasından prensesi epeyce takip etmiş…Sonra, aklına birden çok kötü bir fikir gelmiş ve kendi kendine demiş ki;-”Şu tatlı prensesin flütü kesinlikle benim olmalı,onu ağzından almalıyım mutlaka…Çünkü o flüt eminim ki sihirli bir flüt;çevresindeki herşeyi onunla kendine hayran ediyor…flütünü ağzından alıp,sonra da onu kötü büyülerimle bir güzel maymuna çevirip esir ederim…Ağaçların arasından ilk önce prensesin önünü kesmeliyim ve beni iyi sanmalı ki,onu kandırabileyim…Biraz boyumu kısaltıp,şu uzun suratımla,sıska toynaklarımı saklamak için şişmanlamalı …Evet!işte tamam,böylece ona daha genç ve sevimli gözükebilirim…”

    Tatlı Prenses Bal Arısı,beyaz,sarı,mor,kırmızı çiçeklerin etrafında onlarla konuşuyor,gülüşüyor,tatlı melodilerini gökyüzüne kadar tekrar ediyordu…Birden bire bir eşek çalılıkların arasından prensesin karşısına çıktı.-”Merhaba tatlı prensesim!Bu ne kadar güzel bir melodi böyle,ve siz ne kadar güzelsiniz,izin verin size bu güzel sarı karanfili vereyim.”-”Merhaba,daha önce hiç sizin gibi sevimli ve candan eşek görmemiştim,sizin işiniz nedir bu ormanda?”-”Bendeniz! Ressamım,prensesim.Bu ormanda gezer görür resimler yaparım.İzin verin güzel prensesim sizin şu kanadınızada küçük bir resim yapayım ki;renkleriniz ve melodileriniz eskisinden daha canlı olsun.”-”Bilmem ki,ben böyle iyiyim ama…”-”İstemez misiniz prensesim,şu etrafında dolaştığınız rengarenk çiçeklerin dostluğununzun bir simgesi ve göstergesi olarak şu kanadınıza rengarenk bir çiçek,ki;bu onları size daha da hayran etsin?”-”Doğru diyorsun galiba,ben onların en sevdikleri dostuyum,o halde bütün renklerden küçük bir çiçek olsun.”-”Emredersiniz,derhal prensesim,şu sarı karanfilinizide alın lütfen.” Ve eşek önce ilaçlı karanfille tatlı prenses bal arısını sersemletti,ardından minik kanadına çamur gibi bir maviden şekilsiz bir büyü yapıp,flütünü ağzından zorla kırıp alır ve kaçar.Sersemleyen prenses kendine gelince biraz ilerideki ağacın yere sarkmış olan dallarının altına bırakır kendini…

    Hain eşek uzaklaşınca bir yamaçta bulur kendini,flütü çalmak için,epeyce byük çabalar sarf ettiyse de nafile başarılı olamamıştır.En sonunda fırlatır flütü,ne yapacağını bilemez,yisi bal arısı maymuna dönüşmeden gidip ondan bu flüdün sırrını öğrenmek diye düşünerek,geri dönüp bal arısı prensesi bulmaya karar verir…Prenses kendine gelmiştir,kendine ne olduğunu ve hain eşeğin yaptıklarını hayal meyal hatırlar,kanadındaki şekilsiz,çamur rengi büyüyü görünce birazcık korkar.Başını kaldırınca bir dut ağacının sarkan dalları altında olduğunu fark eder.Birden bir ses işitir,-”Prensesim,ne oldu size böyle?”diye…Prenses bal arısı sese irkilir,sağına soluna bakar fakat kimsecikler yoktur.Ses yine-”Prensesim buradayım yukarıda,”der.Bal arısı yukarı bakar fakat yine bir şey göremez.-”Neredesin,kimsin,ne istiyorsun?”diye sorar prenses.Çıt yok,baktı ki…Birden Prensesin büyülü kanadının üstüne yukarıdan yemyeşil,sevimli,iri bir tırtıl düşer.Prenses korkup,küçük bir çığlık atar,sonra sevimli tırtılı görünce gülmeye başlar,çünkü;bir dut taneciği küçük sevimli tırtılın başına şapka olmuştur ve bu onu daha da tatlı ve sevimli bir hale getirmiş diye düşünür, o an…Sevimli tırtıl-”Afedersiniz prensesim, üzerinize istemeyerek düştüm, galiba biraz fazla yemişim,dengemi kaybettim.”-”Hiç ziyanı yok sevimli tırtıl,ama beni biraz korkuttun,”der prenses.-”Prensesim ne oldu size böyle,iyimisiniz siz?”-”Ah!Tırtıl,ah!sorma başıma neler geldi?anlatayım sana:Çiçeklerim ve ben neşe içinde gülüşüp konuşurken,birden çalılıkların arasından bir eşek çıktı karşıma…”diye bir bir olanları anlatır prenses,tırtıla.Tırtıl,-”Bu yaşlı büyücü eşek olmalı,size yaptığı bu büyüde acele etmezsek,sizi bir maymuna dönüştürebilir,bunun için;derhal bir salkım sarmısak ile bir kucak dolusu limonu karıştırıp size içirmemiz gerekiyor,prensesim,belki üzerine bir miktar da şu yukarıda ki dutlardan yemelisiniz.”Prenses gülmeye başlar,-”İlahi tırtıl,senin bu bahsettiğin limon ve sarmısaklı karışımdan dadım bana her sabah bir fincan içirir,Şaman İksirinin ta kendisi bu.

    Dadım bana balım sağlıklı, renklerim daha canlı olsun diye her sabah bir fincan Şaman İksiri içirir.Benim ağzımda görmüş olduğu ve flüt zannettiği şey de,bu iksir yüzünden ağzımda geveleyip durduğum karanfil sapından yaptığım bir prodan başka bir şey değil.Ben bu geveleyip durduğum karanfil sapından iyice sıkılmıştım ve de şu iksirden…Bu yüzden de eşeğin dediği gibi,renklerim ve melodilerim daha canlı olur,balım daha güzel olur demesine inanarak yapacağı resmi kabul ettim..Ne kadar aptalmışım,o haine inandım..”-”Üzülmeyin prensesim,aslında aptal olan eşek,çünkü;sizin sesinizi ağzınızdaki flüt sandığı karanfil sapı yaratıyor sandı.Aa!bakın,kanadınızdaki büyü yavaş yavaş kayboluyor.Biraz da yukarıdaki şu dutlardan yemelisiniz.”-”Haklısın tırtıl.Bu dutlar çok lezzetliymiş,ne kadar şanslısın.”-”Prensesim galiba biz bir şeyi unutuyoruz,eğer yaşlı büyücü eşek karanfil sapının bir flüt olmadığını anlarsa mutlaka geri dönüp sizi arayacaktır,biz o döndüğünde hazırlıklı olmalı,ona iyi bir ders vermeliyiz.”-”Doğru söylüyorsun sevimli tırtıl,ona öyle bir ders vereceğiz ki,bir daha hayatının sonuna kadar ikimseye kötülük yapamayacak.”-”Biz yukarıdaki dallara tımanmalıyız prensesim ve benim kozamı örme vaktim geldi,biraz örmeli ve hazır olmalıyım,orada bize zarar veremez.”Ve sevimli akıllı tırtıl kozayı en akıl almaz yere örmeye başlamıştır bile.Bu sırada prenses yediği dutlarla ve sevimli tırtılın dostluğuyla eskisinden çok daha fazla güçlenmişti.sevimli tırtılın kozayı örerken her itinalı hareketini sevgiyle ve şükranla seyrediyordu.Birden sesler işittiler,gelen kötü büyücü eşekti,prensesi arıyordu;-”Prensesim, nerdeeesiiiin?”Tırtıl en uygun zamanda tek hamlede ördüğü kozayı bırakıp,eşeğin tam burnunun üzerine,atladı ve eşeğin gözlerini salgıladığı ipek salgısıyla bir anda örüp kapatıverdi.Hiç bir şey göremeyip,yalpalayan eşek olduğu yere çöküverdi.Bu sırada prenses bal arısı eşeği heryerinden soktu,adeta onu felç etti ve eşekkendi kötülü büyülerinin etkisiyle;hiç uçamayan,kanatsız,iğnesi olmayan,bal yapamayan,gözü görmeyen,küçük bir eşek arısına dönüşüvermişti,Hiç kıpırdamadan sadece oracıkta öylece eşek misali bağırıyordu,ama nafile,iş işten çoktan geçmişti bile…Bu sırada sevimli tırtıl kozasını tamamlamış ve kozasının içinden, dünyanın en güzel renkleriyle çıkmıştı ve çok mutluydu.Prenses hayatında gördüğü en güzel Kelebeğe hayranlıkla bakıyordu,çok mutluydu…-”Kötü büyücü eşşeği sen olmasan alt edemezdim,hiç bir dost kendini benim için tehlikeye atmazdı,sana ne kadar teşekkür etsem az.Sevimli bir tırtıldın şimdi rengarenk bir kelebeğe dönüştün,gözlerimi alamayacak kadar hayran oldum sana bakınca,keşke şu aşağıdaki eşekte güçlerini iyitartıp kullanıpta yapabileceklerinin kıymetini bilse idi.”-Çok doğru söylediniz prensesim.Fakat;Sen Prensesim,hayatta hiç kimseye bir kötülük etmedin,aldın ama dostların verdi diye aldın,onlar verdikce sana kaybetmediler,yine kendilerine döndüler,yine kazandılar,sen hep çalışıp çabaladın,en uzun yollarda bile hiç yılmadın yorulmadın,sonunda sende hep verdin,eşeğin kırk yıl düşünüpte bulamayacağı büyüyü sen buldun sen yaptın;Petek içinde balı sen yaptın.” Ve Prenses bal arısı ile kelebek günbatımını seyredip,ufka doğru uçup gittiler…


  2. Hikayeyi sevip sevmediğinizi merak ediyorum,ama beğensediniz tıp oynamazdınız diye düşünüyorum…Portakal çiçeği ülkesinden selamlar…


  3. Ayrıca, yazımı düzenlediğiniz için size çok teşekkür ederim…sitenize ilk kez katılıyorum,sebebi budur.Bundan dolayı özür dilerim….Ve siteniz epeyce geniş; gerçekten çok bağlayıcı ve eğitici nitelikte olmuş…


  4. …Sevimli tırtılınızı hikayeme dahil ederken kötü bir niyetim yoktu…Daha doğrusu; sevimli tırtılı ve hikayesini çok beğenmiştim…Belki de öncelikle size sormalıydım, fakat; ben özgürlüğün düşüncede olduğuna inanan biriyim…Asıl özgürlük; evrenseldir…En özenilen şey ise ütopya dır…Özgürlük yalnızlıktır; ve yalnızlık ütopya yolununda çıkılan yolculuktur….
    …Burada bunları size iletirken,ukalalık taslamak gibi bir niyetim olmadığını,sadece kendi düşüncelerimi,sebepleri ve sonuçları açıklamak dürtüsüyle hareket ettiğimi hatırlatırım….
    …Rahat davranışımın sebebi budur…Saygılar….


  5. hersey guzel de kotu rolde
    esegin olmasi beni uzdu :(

    ya ben cocuklugumdan beri
    cok severim eseklerii :)

    en cok ta dedemin esegini..
    esek arısına donusturmussunuz
    ayak ustu :D


Yorum Yapın