
My Secret Place
Mayıs 15, 2007
You’re my precious place.
My secret place.
You’re the only one that know me.
You’re the only one that love me.
You’re now my face.
You’re now my heart.
You’re my secret place,
And I’m yours…


You’re my precious place.
My secret place.
You’re the only one that know me.
You’re the only one that love me.
You’re now my face.
You’re now my heart.
You’re my secret place,
And I’m yours…


Büyük kedi, kuyruğuyla oynayan küçük kediye sordu:
“Neden kuyruğunu kovalayıp duruyorsun?” dedi.
Küçük kedi şöyle yanıt verdi:
“Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim” dedi. “Kuyruğumu kovalıyorum, kovalıyorum… Sonunda onu yakaladığım zaman, biliyorum ki, mutluluğu yakalamış olacağım.”
Yaşlı kedi gülümsedi:
“Gençken ben de senin gibi, mutluluğun kuyruğum olduğuna inanıyordum” dedi. “Yıllar geçtikçe anladım ki, ne zaman onu kovalasam, o benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam, o hep peşimden geliyor.”


İnsanlar felsefe‘yi çocukken masal‘dan,
Sonra kitap‘lardan
İhtiyarlayınca da arkalarında kalan yaşam‘larından
Öğrenebilirler.


Bilim adı altında kendi kurgumuz olan kurallar bütününün hayatımıza yaptırım gücü olan bir kavram olarak girmesi, hakikaten ilginç bir durum.
İster fen bilimlerinde, ister sosyal bilimlerde, ister toplum yaşamında her şeyi doğru ya da yanlış olarak nitelemenin gerçek ile ilgisi yoktur. Bu nitelemeler sadece önceden koyulan kurallarla ilgilidir. “Yanlış,” kurallara ters düşendir; “doğru” ise ters düşmeyen.
Bir oyundu bu; briç gibi satranç gibi. Tabiatta olmayan bir şekil kurgulamıştık önce, üçgen gibi, piramit gibi. İşin matrak yanı, üçgenin açılarının toplamının yüz seksen derece olduğunun saptanmasının ‘bilimsel bir zafer!’ olarak algılanmasıydı, sanki başka türlü olabilirmiş gibi.
Bilim denilen şey, bilim adına yapılan her şey, koyduğumuz kuralların diğer telmihlerini saptamaktan ibaretti. Kalesi çapraz gitmeyen, atı L şeklinde hareket eden, fili ancak şunu yapabilen, şu kadar taşlı bir oyunun telmihleri nelerdir? Sayısızdılar, tabii. Sayısız kombinasyonlar mümkündü ve insanlar bu kombinasyonları ortaya döktüklerinde etkileniyor, sevinmiş oluyorlardı. Çünkü kuralları koyanların kendileri olduklarını unutmuşlardı, sonuçlarıyla oyalanıyorlardı. Matematikçiler bitmez tükenmez çıkarsamalar yapıyorlar, kurallara ters düşmedikleri için de başarılı oluyorlardı! Başarı, çoğu zaman ömür boyu süren bir turu başlanılan yerde bitirme becerisinden ibaretti. Çarpım işleminin sağlamasını yapmak, yani ilk kurallara ters düşmemek… Başarı buydu. Nereden bakarsanız bakınız, ‘başarı’ büyük bir totolojiden ibaretti.
Alev Alatlı - Schrödinger’in Kedisi


Bir gezegen biliyorum, orada bir Bay Kırmızı yaşıyordu. Hiç çiçek koklamamıştı. Hiç yıldız seyretmemiş, kimseyi hiç sevmemiş, toplama işleminden başka bir şey de yapmamıştı. O da senin gibi bütün gün yineleyip duruyordu: “Ben ciddi bir adamım! Ben ciddi bir adamım!” Ve gururundan yanına yaklaşılmazdı. Ama adam değil, mantardı!
Küçük Prens