
Don’t
Mayıs 17, 2007
Don’t tear me down for all I need
Make my heart a better place
Give me something I can believe
Don’t tear me down
You’ve opened the door now, don’t let it close…


Don’t tear me down for all I need
Make my heart a better place
Give me something I can believe
Don’t tear me down
You’ve opened the door now, don’t let it close…


Hayat kısa bir battaniye gibidir. Yukarı çekersin, ayak parmakların isyan eder… Aşağı çekersin, omuzların titrer. Ama yine de; neşeli insanlar dizlerini karınlarına çekerek, rahat bir uyku uyumayı başarırlar…


En çok istediğiniz şey nedir, inanın ve sahip olun. En önemli düşünceniz bu olsun, düşüncenizi bunda yoğunlaştırın. O zaman bu düşüncelerin gerçekleşmesi için gereken her şeyi kendinize çekersiniz.
Jack Ensign Addington - 100% Düşünce Gücü


Önceleri zemin kil, taş olmaktan çıkmış, papirüs parşömene dönüştükten sonra, bükülerek saklanmaya başlanmıştı. Bükülü haldeyken yan yana ya da üst üste yerleştirilen belgeler, daha sonra kesilip nizama sokulup dikilmeye başlanmıştır. Belli bir zaman sonra da ilerde kapak diyeceğimiz tahtalarla tutturulmaya başlanmıştır. Bu kalıp bizim bildiğimiz kitabın başlangıcı olmuştur aynı zamanda. Kalıpları saklanmak için kalıplar sandıklara konuyor kolayca taşınabiliyormuş. E hal böyle olunca kitap okuyanların sayısı da artmış. daha sonra üniversiteler tarafından kütüphane diyeceğimiz yerler yapılmış, kütüphanelerde ateş yakmak yasak olduğu için kitaplar pencere kenarlarına yerleştirilmiş sıra benzeri masaların üstünde zincirli olarak tutuluyormuş. Kitap okumak isteyen buraya gelip kitabını okuyormuş. Daha sonra bu yol 1600 lı yılların ortalarında terkedilmiş. Artık herkes bildiğimiz şekilde kitaba ulaşıp okumaya başlamış.
Güven Turan - 4. Kat Dergisi / YKY


Şu an neyi dinliyorsunuz? Sesleri mi yoksa sesler arasındaki aralıkları mı? Eğer bu sessiz aralıklar olmasa, sesler asla bu kadar etkili olmayacaktı.
Jiddu Krishnamurti