
Crayon
Mayıs 20, 2007
My life got me weary
Searching for a shading
Until I found a space
Hiding in your shade
All my life really needs
Is a touch of crayon
and you…


My life got me weary
Searching for a shading
Until I found a space
Hiding in your shade
All my life really needs
Is a touch of crayon
and you…


Kahve ve kahvehanenin tarihi kültürümüzde çok eskidir. Öylesine kendisine geniş bir yer edinmiştir ki, “konur” diye adlandırdığımız kahverengine, kahveden sonra “kahve-rengi” anlamında kullanmaya başlamış ve kahverengi demişizdir.
Bizim kaynaklarımızda, Fransızların kahveyi 28. Çelebi Mehmet Efendi’nin elçiliği sırasında ondan öğrendikleri yazar. Bizde ilk kahvehane 1554′te açılmıştır ve ilk kahveyi içen padişah da Kanuni Sultan Süleyman’dır. 1517′de Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın getirdiği kavveyi içmiştir. Fransa’da kahvehanenin açılışı ise 1684 yılıdır.


Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS’den ölmekteydi. Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:
“Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?”
Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:
“Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyon tenis oynamayı öğrenir, 500.000 profesyonel tenisi öğrenir, 50.000 yarışmalara girer, 5.000 büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ’Neden ben?’ diye hiç sormadım. Ve bugün sancı çekerken, Tanrı’ya ’Niye ben?’ mi demeliyim?”