Archive for the ‘Kim Kimdir?’ Category

h1

Marie Curie

Mart 14, 2007

marie curie

Bilim uğruna ölen kadın.
Nobel ödülünü iki kez kazanan ilk kişi..
Buluşları, sonunda yaşamına mal olan değerli insan…

Marie, uranyum, polonyum ve radyum gibi radyasyon yayan elementlerle çok deneyler yaptı. Bu elementlerden aldığı öldürücü ışınlardan dolayı kan kanserine yakalandı. 7 Kasım 1867′de  Polonya’da doğan Marie, 4 Haziran 1934′te öldü.

h1

Cahit Arf (1910-1997)

Aralık 22, 2006

Cahit Arf

Ülkemizde yetişen en büyük matematikçilerden biridir. Daha ortaokul yıllarında zor matematik soruları ile uğraşmış ve başarılı olmuştur. Matematikte bulduğu yeni yöntemlerle dünyada ün kazanmıştır. Yaptığı başarılı çalışmalar sebebi ile birçok ödül kazanmıştır.

Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde üniversitelerde dersler vermiştir. Cahit Arf 1910 yılında Selanik’te doğdu. 1932 yılında Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenliği, 1933 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde profesör yardımcısı oldu. 1938 yılında Almanya’da doktorasını bitirdi. Daha sonra İstanbul Üniversitesi’ne dönen Cahit Arf, 1943’te profesör, 1955’te ordinaryüs profesör oldu.

Bütün Türk matematikçilerine dolaylı veya dolaysız bir şekilde esin kaynağı olmuş, yaptığı uyarılar ve verdiği fikirlerle çevresindeki tüm matematikçilerin ufuklarını genişletmiş ve çalışmalarını yeni bir bakış açısıyla yönlendirmelerini sağlamıştır.

h1

Hoca Dehhani

Aralık 6, 2006

hoca dehhani

Hoca Dehhani aslen Horasanlı olup, Anadolu Selçuklu sarayında yetişen divan şairi. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Horasan’da doğdu. Moğol istilası sırasında Anadolu’ya gelip yerleşti. Selçuklu Sultanı Üçüncü Alaeddin Keykubad’ın takdirini kazandı. Sultan’ın isteği üzerine Farisi olarak, 20.000 beyitlik Selçuklu Şehnamesi yazdı. Ancak eser bugün ortada yoktur.

Divan edebiyatının ilk temsilcilerindendir. Gazellerinde mazmunlara açık şekilde yer verdi.

Oğuz Türkçesini en zarif ve en sade şekilde kullanmıştır. Şiirleri devrine göre, Türk Edebiyatında gazel ve kaside nazım şeklinin ilk örnekleri olup, kolay anlaşılan benzetmelere yer vermiştir. Tasavvuf şiirinin hakim olduğu bir çevrede yaşamasına rağmen, şiirlerinde pek tasavvuf etkisi görülmez.

Farisi ve Türkçe şiirler yazan Dehhani, devrinin, çevresinin sosyal hayatını, ahlak, insan ve güzelliğini aksettiren ilk şairlerdendir.

h1

Cizreli Eb-Ül-İz

Kasım 14, 2006

otosusistemi

Bu bilim adamı çağımızdan yüzlerce yıl önce keskin zekası ile elektrik kullanmadan sadece su ve mekanik parçalarla çalışan makineler yapmış ve günlük hayata geçirmişti. Adı Cizreli Eb-ül-İz olan bu mucit bundan 800 küsur yıl önce 1100–1200 yıllarında yaşadı. Dolayısıyla Eb-Ül-İz bütün icatlarını Leonardo’dan tam 150 yıl önce yapmış ve kitaplaştırmış.

Selçuk Türkleri zamanından bahsediyoruz. Bu inanılmaz öykünün tek kanıtı yüzyıllara dayanmış ve müthiş icatların resimleriyle dolu orijinal kitabın el yazması kopyaları. Her zamanki gibi biz kendi bilim adamımızı tanımazken yurtdışında bilimsel kürsülerde ve tüm bilgisayar / sibernetik kitaplarında su mekaniği referanslarda yer alıyor. Tarih bize neler söylüyor? Artukoğulları Güneydoğu Anadoluyu fethederler. Şimdiki Mardin , Cizre’de buluşlar yapan Abdülaziz İsmail bin Razzaz başkent Diyarbakır’a çağrılır. Yirmibeş yıl boyunca üretir ve üretir. Hükümdarların büyük takdirini toplar ve hükümdar (Eb’ül Feth Mahmut İbn-i Mahmet İbn-i Karaaslan . Ne uzun isim değil mi?-) tarafından bu kitabı yazmakla görevlendirilir. Verimli hayatının büyük başarılarına karşın son derece alçakgönüllü bir üslubu olan Eb-ül-iz 1183 yılında başlayıp 25 yıl süren icatlar kataloğunu o zamanlar resmi dil olan Arapça ile yazar.

debi kontrol sistemi

Bu kitabın üç nüshası kütüphanelerimizde 800 yıl durur ama bir kişi çıkıp uygulayıp Teknoloji çağına hem bizim hem dünyanın belki 500 yıl önce girmesini sağlayamaz. Geçte olsa Avrupalılar tarafından yinede bizden önce keşfedilir. Otomatik Makineler tarihinde “Çağın Doruğuna Erişmiş Büyük Mühendis İbni Razzaz Cesari adıyla saygıyla anılır. Neden buluşları bu kadar önemlidir? İlk olarak mekanizmalar zamanının çok ötesindedirler. Enerji kaynağı, yönetim mekanizması ve feedback (geribesleme) sistemlerinin tümünün su, buhar gücü ve havanın itiş gücü ile yapılmış olması mucize gibidir. Üstelik tüm buluşlar insanımsı, estetik değerlere sahiptir. Ayrıca buluşları hayal ürünü değildir.

Alman Profesörü Widemann tarafından tekrar üretilip çalıştırılmışlardır. (Erlangen Üniversitesi) Çağın Harika Bilgini (Bedi-ül Zaman Abdulaziz İbn-i al-Razzaz al Cesari) lakaplı Eb-ül-iz ‘in kitabının kendisi kayıptır ama kopyaları, Topkapı Sarayı Üçüncü Ahmet Kütüphanesi (iki elyazması) ile Ayasofya Kütüphanesinde bulunur. (66 sayfası neyin değerli olduğunu anlayanlar tarafından çalınmış olarak) Daha sonra Kültür Bakanlığı bu kopyadan “Olağanüstü Mekanik Araçların Bilgisi Hakkında Kitap” adında 3000 adet tıpkıbasım kitap basmıştır. (ISBN 975-17-0698-X Kültür Bakanlığı - 1990)

h1

Lavoisier

Ağustos 22, 2006

lavoisier

Kimya biliminin dehası Lavoisier’nin asıl eğitimi hukuktu ve kendisi Paris Barosu’na kayıtlı avukattı. Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmalarıyla ünü tüm dünyaya yayılmıştı. Kimya bilimini reddeden yobazların kafasını gösterip “Bu kelleler hiçbir şeye yaramaz” dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp ölüme mahkum edildi.

Lavoisier matematikçi Lagrange’ı çağırdı. “Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kez kırpıyorsam bil ki, insan kafası kesildikten sonra bir süre daha beyninin düşünmekte olduğunu anlarız.”

Lavoisier’nin kafası kesildikten sonra sepete düştü ve gülerek iki kez göz kırptı.

Matematikçi Lagrange diyor ki, “Lavoisier’nin son saniyedeki ispat arayışı, bilimselliğin yüzyıllar sürecek meşalesidir. Ama o yobaz kafalar ufunet üretmek için yüzyıllarca karanlıkta sürünecekler…”

h1

Morbus Behçet

Ağustos 12, 2006

morbus behçet

Osmanlı döneminde yetişen, Cumhuriyet’in ilk yıllarında araştırmaları sonuç veren Hulusi Behçet (1889-194 8) dünya literatüründe haklı bir şöhret kazanmış nadir insanlarımızdan biridir.

Askeri Tıbbiye’yi bitirdikten sonra dermatoloji sahasında uzun yıllar süren önemli çalışmalar yapan Hulusi Bey 1939 yılında ordinaryüs profesör oldu.

1923 yılında şark çıbanının tedavisi için ileri sürdüğü yöntem birçok ülkede kabul edilerek uygulanmaya başladı. Deri hastalıkları ile alakalı bulgularının Avrupa laboratuarlarında onaylanması üzerine 1935’te Budapeşte’de toplanan uluslararası Dermatoloji Kongresi Komitesi tarafından bir diploma ve plaket ile ödüllendirildi.

Fakat Hulusi Behçet asıl ününü 1929’dan başlayarak incelediği ve uluslararası tıp çevrelerine tanıttığı “Behçet Hastalığı” ile sağladı. 13 Eylül 1947’de Cenevre’de toplanan Uluslararası Deri Kongresi’nde Hulusi Behçet’in görüşü benimsenerek bu hastalığa “Morbus Behçet” (Behçet Hastalığı) adı verildi.

Bu başarılı hayat hikâyesinin asıl acı ve ibretli tarafı ülkemizde klasik olduğu üzere yıllarını hastaların dertlerine derman bulmaya adamış bu ilim adamına maalesef kimse destek vermemiş ve sahip çıkmamıştır. Bu yalnız dahi, uluslararası bir tıp sempozyumuna katılıp görüşlerini ifade edebilmek için evini satmak zorunda kalmış ve ömrünün son yıllarını Kapalıçarşı’nın girişinde lahana satarak geçirmiştir.