Archive for the ‘Kıssadan Hisse’ Category

h1

Niye Ben?

Mayıs 20, 2007

Arthur Ashe

Efsane Wimbledon tenis oyuncusu Arthur Ashe AIDS’den ölmekteydi. Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan bir tanesi şöyle soruyordu:

“Neden Tanrı böylesine kötü bir hastalık için seni seçti?”

Arthur Ashe buna şu cevabı verdi:

“Tüm dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 5 milyon tenis oynamayı öğrenir, 500.000 profesyonel tenisi öğrenir, 50.000 yarışmalara girer, 5.000 büyük turnuvalara erişir, 50’si Wimbledon’a kadar gelir, 4’ü yarı finale, 2’si finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı’ya ’Neden ben?’ diye hiç sormadım. Ve bugün sancı çekerken, Tanrı’ya ’Niye ben?’ mi demeliyim?”

h1

İnanmak

Mayıs 13, 2007

inanmak

Köyün birinde kuraklık olmuş..Ne tarlaları canlandıracak, ne de hayvanların içebileceği bir damla su varmış..Tam bir kuraklık havası hakimmiş.

Çaresiz köylüler, çareyi Hak kapısında aramışlar..

Çoluk çocuk herkesi toplanmış, yanlarına hayvanlarını da alarak, yağmur duası için kırlara çıkmışlar..

Köyün imamı eşliğinde tövbe ve istiğfar edip Allah’tan merhamet dilemişler..

Henüz onlar ellerini indirmeden, Allah’ın inayetiyle gök gürlemeye başlamış..

Köy halkı da sağanak yağmur altında sırılsıklam olmuş..

Sadece şirin bir kız çocuğu ıslanmamış!..

Çünkü dua edince yağmurun yağacağına bir tek o, gönülden inanmış ve yanına minicik şemsiyesini almış.

h1

Saf

Mayıs 7, 2007

saf

Kral Nemrud İbrahim peygamber’in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydan yere odunlardan büyük bir yığın yapılmış. Odunları tutuşturmuşlar sonra. Alevler o kadar yükselmiş ki bulutların tutuşacağını sanmış çocuklar. Korkmuş kaçmış bütün hayvanlar. İbrahim peygamber’i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış askerler. Atacaklarmış ki Nemrud’un ne güçlü bir kral olduğunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin İbrahim peygamber.
 
Bu sırada bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile koşa koşa gidiyormuş. Hem de boyu göklere varan cehennemi ateşe doğru. Gökte uçan ve gagasında ateşe atmak üzere bir dal parçası taşıyan bir kartal onun bu telaşını görüp sormuş hemen yanına yanaşıp: “Bu acelen niye? Nereye böyle?”
 
Ağzında bir damla su taşıyan karınca o bir damlayı ellerinin arasına alıp, “Duymadın mı” demiş. “Nemrud, İbrahim peygamber’i ateşte yakacakmış. İşte ateşin olduğu yere su götürüyorum.”
 
Bu sözleri duyan kartal kendini tutamayarak uluorta kahkahalarla gülmeye başlamış. “Sen şu ateşe dönüp yüzünü hiç bakmadın mı?” diye sormuş. “Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?”
 
Su taşıyan karınca, “olsun” demiş. “Hiç olmazsa safımız belli olur.”

h1

Maymun Hikayesi

Mayıs 6, 2007

maymun hikayesi

Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır.
 
Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında bu maymunu, tutsak eden hiç bir şey yoktur. Onu sadece onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.
 
Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır. 

Joseph Goldstein

h1

Gerçek Aşık

Mayıs 1, 2007

gerçek aşık

Sultanın kızına bir gariban âşık olmuştu. Sultan bunu duyunca âşıkı huzura getirtip,

- Ya ülkemi terk eder gidersin, dedi, ya da kelleni vurdurtacağım, kararını hemen ver.

Zavallı adam, düşündü, taşındı ve gitmeye karar verdi.

Sultan ise adamın cevabını duyunca cellatları çağırttı.

Vezir dedi ki:

- Hünkarım, neden suçsuz birinin kellesini vurdurttunuz?

- Çünkü gerçek bir âşık değildi o, sahtekardı. Eğer gerçekten âşık olsaydı, başının kesilmesini seçerdi. Eğer başının kesilmesini seçseydi, tahtımdan kalkıp onu yerime oturtacaktım.

Feridüddin Attar - Aşkname

h1

Kasabanın Budalası

Nisan 28, 2007

budala

Kasabanın bir budalası varmış. Onunla herkes ilgilenirmiş. Bu adamın özelliği, önüne bir yüz binlik, bir elli binlik, bir on binlik konulduğu zaman yüz binliği bırakıp, on binliği almasıymış.

Bir gün kasabanın budalasını tek başına görünce, “Niye yüz bini bırakıp on bini alıyorsun?” diye sormuş bir yakını. Etrafına bakınmış, kimsenin olmadığını anlayınca, “Çok basit” demiş. “Yüz bini alsam ondan sonra aynı tecrübeyi tekrarlamazlar ki…”

h1

Baba ve Oğlu

Nisan 28, 2007

baba ve oğlu

Baba: Derslerin çok kötü. İnternette chat yapıp duruyorsun. Atatürk senin yaşındayken ülkeyi kurtarma planı yapıyordu.

Oğlu: Haklısın ama senin yaşındayken de bir ülke kurtarmıştı.

h1

Ahmak

Nisan 28, 2007

animals

Ahmağın biri bir merkebe konuşma öğretiyormuş. Bu iş için bir ömür sarf etmiş. Bir akıllı zat ona şöyle demiş:

- Ey kafasız adam, ne diye boşuna uğraşıp duruyorsun? Hayvanlar senden konuşma öğrenemezler, bari sen onlardan susmayı öğren.

h1

Yarısı

Nisan 25, 2007

yarısı

Osman Yüksel Serdengeçti, milletvekili olduğu yıllarda meclis kürsüsüne çıkar. Bazı milletvekilleri ona sataşarak lafını ikide bir bölerler. Sabrı iyice taşan Serdengeçti dayanamayarak:

“Bu meclistekilerin yarısı eşektir!” diyerek kızgınlığını belirtir.

Meclis aniden karışır. Milletvekilleri ayağa kalkarak tepkilerini gösterirler ve herkes ondan lafını geri almasını ister. Serdengeçti, tekrar kürsüye gelerek söz alır:

“Bu meclistekilerin yarısı eşek değildir!” der.

Meclis rahatlamış, karmaşa bir anda bitivermiştir…

h1

İbn-i Sina ve Sufi

Nisan 22, 2007

eye

İbn-i Sina’nın bir sufiye şöyle dediği söylenir:

- Eğer görecek kimse olmasaydı görülecek ne olurdu?

Sufi’nin yanıtı şu olmuş:

- Gören bir göz olduktan sonra görülemeyecek olan nedir?

İdris Şah – Doğu Bilgelerinden Seçmeler

h1

Hz. Muhammed (sav)’i Yad Ederken

Nisan 20, 2007

by your side

* Efendimize düşmanlık besleyen bir kabile reisi onu bir ağaç altında yalnız görünce sinsice arkadan yaklaşıyor ve kılıcını kaldırarak şöyle diyor: “Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak!” Hz. Peygamber: “Allah!” diyor ve şu duayı ekliyor: “Allah’ım! Dilediğin şekilde beni onun elinden kurtar!”

Adamın kılıcı elinden düşer, bu defa Efendimiz (sas), kılıcı alıp adama döner: “Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak!” Adam şaşkındır. Hz. Peygamber adamı affedip gitmesine izin verir. Kabile reisi kavmine döndüğünde şöyle der: “Ben şu anda insanların en iyisinin yanından geliyorum.

* Kızı Hz. Fatma’dan iki sevimli torunu vardır: Hasan ve Hüseyin. Torunları, Efendimiz’den, deve almasını isterler. Allah Resulü (sav)’in deve alacak parası yoktur. Ellerini yere koyar ve şakayla:

- Haydi binin, bundan iyi deve mi olur?

* Mescide yakın bir yerde Habeşistanlı zenci Müslümanlar yerel bir oyun oynamaktadırlar. Efendimiz (sas)’in aklına eşi gelir. Eve gider ve

- Ayşe, gel sen de seyret, der.

Hz. Ayşe olayı:

- Ben de yanağımı Allah’ın Elçisinin omzu üzerine koyarak seyretmeye başladım, diye anlatır.

Oyun uzun sürer, Efendimiz (sas) arada bir:

- Doymadın mı? diye sorar. Hz. Ayşe kendi deyimiyle:

“Bana olan sevgisini denemek için”

- Hayır! diye cevap verir. Efendimiz (sav) yorulmasına rağmen sesini çıkarmaz. Ayak değiştirerek dikilmeye devam eder.

* O, kendi işini kendi görmekten hoşlanırdı. Arkadaşları bütün işini yapmaya hazır olmalarına rağmen bunu istemezdi. Evdeyken, elbiselerini yamar, evi süpürür, keçileri ağar, develeri bağlar ve yemlerini verirdi.

Ayrıca, ayakkabılarını ve delik su kırbalarını tamir eder, hizmetçilere de yardım ederek onlarla birlikte hamur yoğururdu.

* Yaşlı bir kadın mescide, Efendimiz (sas)’in yanına gelir ve

- Ey Allah’ın Elçisi, benim için dua et de Allah beni cennetine koysun.

Efendimiz:

- Yaşlı kadınlar cennete giremez, der.

Kadın üzülür, neredeyse ağlayacaktır.

Efendimiz (sav)’in yüzünde bir tebessüm yayılır:

- Üzülme, yani yaşlı değil, bir genç kız olarak cennete gireceksin, der.

* Bir yolculuk sırasında Enceşe isimli bir arkadaşı develerin önünde, daha hızlı yürümeleri için şarkı söyleyerek tempo tutmaktadır. Şarkı hızlanır, tempo yükselir ve develerin sürati de artar.

Develerin üzerinde bulunan hanımlar için endişeye kapılan Efendimiz (sas) Enceşe’ye seslenir:

- Enceşe dikkat et! Billurlar kırılmasın!

h1

Herkesi Dinle

Nisan 18, 2007

Atatürk

Atatürk, fikir danışmaya çok önem verirdi. Bu alışkanlığını hayatının her döneminde sürdürürdü. Bir sohbet sırasında etrafındakiler sordu:

“Paşam, bazen fikir danıştığınız kişiler arasında öyleleri var ki, şaşırıyoruz. Kararınızı önceden verdiğiniz halde, niçin teker teker çağırtıp, bu şahısları dinliyorsunuz?”

Atatürk bu sözler üzerine şöyle dedi:

“Bazen ummadığım kişilerden çok şeyler öğrendim. Hiçbir düşünceyi hor görmemek gerekir. Herkesi dinlemek lazım. Çünkü senin anlatacakların olduğu gibi, onların da söyleyecekleri ve senin de öğreneceğin çok şey var…”

h1

Saklamak

Nisan 18, 2007

deve

Bir bilgine sormuşlar:

“Cahilliğini belli etmemeye çalışanın hâli neye benzer.”

Cevap vermiş:

“Deveyi, mendille örtme gayretine…”

h1

Meziyet

Nisan 12, 2007

meziyet

İsparta Kralı Agezilay’a sormuşlar:

- Doğruluk mu daha büyük meziyettir, yiğitlik mi?

Cevap vermiş:

- Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe ne lüzum kalırdı.

h1

Omlet

Nisan 10, 2007

omlet

George Orwell, bir komünizm sempatizanıyla Stalin’in baskı rejimini tartışmaktadır.
Sempatizan derki:
“Ama yumurtaları kırmadan omlet yapamazsınız ki.”
George Orwell cevap verir:
“Peki ama omlet nerede?”