
Babil Sahaf, yıllar önce başlamış Don Kişot kitaplarıyla arkadaşlığa. gel zaman git zaman saklayamamış sırrını, söyleyivermiş pek meraklı ve geveze bir müşterisine. Derken bütün İstanbulun kitapçıları duyuvermiş bu haberi. O da durmamış tabii. Cümle aleme elindeki Don Kişot kitaplarını göstermek için Don Kişot sandığını açıvermiş vitrinin en görünür yerine… Bu sandıktan yüz yıllık, iki yüz yıllık kitaplar, eski harfli yeni harfli basımlar, kartlar, fotoğraflar, biblolar, afişler serilmiş ortalığa… O gündür bu gündür herkesin ilgisini çekiyor bu küçük Don Kişot sergisi…
Kitapların sahibi Lütfi Bayer bu işin hikayesini şöyle anlatıyor:
Kitapseverlerden aldığı eski kitapları yine kitapseverlere ulaştırma görevini gereği gibi yapmaya uğraşırken, gözü Don Kişot kitabına takılmış. Dükkanına gelen Don Kişot kitaplarını hiç kimseye haber vermeden, birer ikişer gizli bir köşede biriktirmeye başlamış… Gel zaman git zaman, bir müşterisine dükkanının gizli bir köşesinde, paha biçilemez bir hazine sandığı olduğunu, onu bir gün gelip açtığında bütün dünyanın şaşkınlıktan yağa fırlayacağını söylemiş. Söylemiş söylemesine de, bu hazinenin varlığı kitap kurdu olan adamcağızın aklını başından almış. Eski bir define arayıcısı olan adam, ertesi gün sabahın erken bir vaktinde dükkanın kapısına gelip, yalvarmaya ve hazine sandığının yerini öğrenmeye çalışmış. Akşama kadar kendini perişan edip, paralayan adama üzülen kitapçımız sandığı getirdiği gibi açıvermiş. Bir de bakmışlar ki sandığın içinde Don Kişot kitapları, kartları, biblolar, dergiler şunlar bunlar var..
Peki, sandıktan mücevherlerin, altın külçelerinin, paha biçilmez güzellikte antikaların çıkmasını bekleyen adamcağızın, Don Kişot kitaplarını görünce ne yaptığını merak ediyor musunuz?
Bu sorunun cevabını öğrenmeyi de size bırakıyorum. Nasılsa bir gün yolunuz Kadıköy’e düşecektir..
Hem böylece, Don Kişot kitaplarını da görme imkanınız olur. Ne dersiniz?
Serdar Akgün






