
Yatağım
Mayıs 14, 2007
Ben ki her akşam yatağımda
Onu düşünüyorum,
Onu sevdiğim müddetçe
Yatağımı da seveceğim.
Orhan Veli


Ben ki her akşam yatağımda
Onu düşünüyorum,
Onu sevdiğim müddetçe
Yatağımı da seveceğim.
Orhan Veli


Ve en çok seni özledim ben.
Karşı komşunun sokağa çıkacağı zamanı beklemeni.
Her teyzeyi annen gibi sevmeni.
Sanki ayıpmış gibi kimselere söylememeni.
Ve o bisikleti ilk gördüğünde koşuşunu.
Yağmurlu bir günde annenin elinden yediğin ekmeği.
Islanan sokaklara bakıp duygulanmanı.
Yaz akşamlarında oturduğun kaldırımı. Seni bir kez daha görmek isterdim…
Hiç konuşmadan..
Kısa pantolonlu siyah beyaz halini..
Bir lokma boyunu..
Diz çöküp yere sımsıkı… ama çok sıkı
Sarılmak sana..
Gözyaşlarımı omuzlarına bırakıp gitmek istiyorum şimdi
Sana kim olduğumu söylemeden… arkama bakmadan
Ağladığımı sana göstermeden
Seni çok özledim
Ama çok özledim
ÇOCUKLUĞUM! ! !
CmYlmz


İmrenirim arıya,
Petek petek balı var;
Konduğu çiçeklerin
Pembesi var, alı var.
Cahit Sıtkı Tarancı


Seni özlemek geldi içimden
Çocukluğumu özler gibi
Babamın eve gelişini gözler gibi
Sobanın üzerinde kızarmış ekmek
Çaydanlıkta tıkırdayan çay
İçmek geldi seni içimden
Oh çekerek yudum yudum
Ağlamak geldi içimden
Hüngür hıçkırık çocukça
Hiç neden olmasa bile
Türlü kaprisler yaparak sana…
Karanlıktan korktum da yine
Yatağında uyumak istedim
Sokulup kedi gibi koynuna
Sıcaklığını duymak istedim
Haydi evcilik oyna benimle
Çamurdan köfteler yap bana
Bu yaramaz bebeğine
Ninniler söyle dizinde
Haydi çocuk gibi davran bana
Hiç olmadığım kadar çocukça
Çocukluğuma ver bütün bunları
Farzet ki -
Çocukça aşık olmak geldi içimden…
Gürcan Günay


Ne tuhaf
Ne tuhaf ömrümün sonuna kadar
Kelimelerle yaşamam.
Ağaçtan çok ağaç sözünü
Denizden çok deniz sözünü
Sevmem.
Hâlbuki bir sabah erken uyanınca
Balkona çıkmak da güzel.
Sabahattin Kudret


hani
gidiyorsun ya,
her şey donuyor aniden
üşüyor yüreğim
ellerim buz
ama,
sana KIŞ’sın diyemem..
hani,
bir ses,bir nefes bekliyorum
ne ses,ne nefes gelmiyor ya senden
dökülüyor yüreğimin yaprakları
ama,
sana SONBAHAR’sın da diyemem.. hani,
geliyorsun ya habersiz,aniden
açıyor ruhumun çiçekleri
gökkuşağı geçiyor üzerimden
ama,
sana İLKBAHAR’sin da diyemem..
hani,
aşkın alevi sarıyor ya
yanıyor yüreğim
titriyor bedenim,nöbetlerdeyken
ama,
sana YAZ’sın da diyemem..
sen benim
bilmediğim
görmediğim
tatmadığım
hiç yaşamadığım
beşinci MEVSİM’sin..
Ve…
Çaren yok..
Bir gün mutlaka geleceksin…
Saniye Erol


Yarın gece gideceğim bu kentten
Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri
Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
Sesimde anıların sessizliği
İçimde acıyla yürüyorum yolları
Çoktandır yolumu ayırdığım bu kentten
Yorulsam da bir daha binmem o trenlere
Kimse karşılamasın istasyonlarda beni
Kuşsuz bir kent gizli uzayan saçlarımda
Aşktan ve anılardan bir avuç külüm şimdi
Ardımda usulca akan küçücük sular
Bir onlar uğurluyor varacağım ırmağa
Sözüm yok işte yüzüm işte akşam
Sesimde anıların sessizliği
Sonunda bir soru gibi kaldım yine kendimle
Kentin kırık aynasında eksildikçe düşlerim
Söyle benim ömrüm bu kente uğradı mı
Sahi ben hiç ömrümü kendime yaşadım mı?
Haydar Ergülen


Bir çift kalp söyledi şarkıları ilkin çölde
Ve uzadıkça uzadı geceler
Hâlâ bitmedi
Bana adanmış bir örtüdür gökyüzü
Düşen gölgelerse aşkın fenaya yansıması
Tut ki
Tutamadın şarkıların kanadından
Kırıldı aşka düşerken billur kalbin
Ve öylece kalakaldın
Aşk içre
Aşk içre
Aşk içre
Hazırlıksız ve biteviye
Üç elif miktarı
Tut ki verdim ellerine kalbini
Yetim kalmaz mı çölün şarkıları
Hangi gölge barındırır seni yeryüzünde
Aşk denli koruyucu tutkun ve yakıcı
Tut ki
Hiç yazılmadı bu şiir ve okumadın
Nasıl tanırsın o vahâyı ay ışığında
İstanbul Bir Nokta Dergisi


Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
Bir parça uzaklaş kederlerinden,
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
Mehtabın ördüğü saatler nerede?
Varsın bahçelerde rüzgâr gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka âlemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde.
Ahmet Hamdi Tanpınar


Çok alametler belirdi, vakit tamamdır
Haram helal oldu, helal haramdır
Kendi kendimizle yarışmaktayız gülüm
Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı
Ya da dünyamıza inecek ölüm.
Nazım Hikmet Ran


Though leaves are many, the root is one;
Through all the lying days of my youth
I swayed my leaves and flowers in the sun;
Now I may wither into the truth.
William Butler Yeats


Had we but world enough, and time
This coyness, Lady, were no crime.
We would sit down, and think which way
To walk, and pass our long love’s day.
Thou by the Indian Gange’s side
Shouldst rubies find: I by the tide
Of Humber would complain. I would
Love you ten years before the flood:
An you should, if you please, refuse
Till the conversation of the Jews.
My vegetable love should grow
Vaster than empires, and more slow.
And hundred years should go to praise
Thine eyes, and on thy forehead gaze;
Two hundred to adore each breast,
But thirty thousand to the rest;
An age at least to every part,
And the last age should show your heart:
For, Lady, you deserve this state;
Nor would I love at lower rate.
But at my back I always hear
Time’s wingéd chariot hurrying near:
And yonder all before us lie
Deserts of vast eternity.
Thy beauty shall no more be found;
Nor, in thy marble vault, shall sound
My echoing song: then worms shall try
That long-preserved virginity:
And your quaint honour turn to dust;
And into ashes all my lust.
The grave’s a fine and private place,
But none, I think, do there embrace.
Now, therefore, while the youthful hue
Sits on thy skin like morning dew,
And while thy willing soul transpires
At every pore with instant fires,
Now let us sport us while we may,
And now, like amorous birds of prey,
Rather at once our time devour,
Than languish in his slow-chapped power.
Let us roll all our strength, and all
Our sweetness, up into one ball,
And tear our pleasures with rough strife
Thorough the iron gates of life.
Thus, though we cannot make our sun
Stand still, yet we will make him run.
Andrew Marwell


Ben bir tırtılım.
İpek böceği olacağım sonunda.
En sonunda da kelebek.
Tırtılım..
Sığmıyorum kabuğuma..
Sevgi taşıyor her zerremden..
Parçalıyorum kozamı..
İpek böceğiyim artık..
Sevgiyle doluyum, yumuşacık..
Dut ağacında dolaşırken,
Şükranlarımı sunuyorum yapraklarına..
Sevgiyle doluyor hücrelerim..
Yırtıyorum her yeri..
Kelebeğim şimdi..
En güzel renklerimle uçuyorum..
Her an’ın kıymetini bilip
Her saniyemi dolu dolu yaşıyorum.
Çiceklerle oynaşıp, onları içime alıyorum.
Aşık oluyorum yeniden ve yeniden
Tanrı’nın tüm yarattıkları aracılığıyla O’na.
Coşkuyla karşılıyorum yaşamı ve ölümü
Ve gün sona ererken
Şükranlarımı sunuyorum yaratana
Benimle yaşadığı her saniye için..
Ve umarım ben de onu mutlu edebilmişimdir
Kıymetini bilip neşeyle karşıladığım her an için…


The world is too much with us; late and soon,
Getting and spending, we lay waste our powers:
Little we see in Nature that is ours;
We have given our hearts away, a sordid boon!
William Wordsworth


En uzak mesafe ne Afrika’dır, ne Çin, ne Hindistan,
Ne seyyareler, ne de geceleri ışıldayan yıldızlar
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
Birbirini anlamayan…
Can Yücel